Saat şu an gecenin 02:08 i. Acayip uykum var, yatıcam birazdan. Yapısal Deprem Mühendisliği ödevi vardı. Onu tamamlamak için bu saate kadar uğraştım. Sanırım akşam 19:30dan bu yana onunla uğraşıyorum. Ekmek arası bişeyler hazırlamak haricinde pc başından pek kalkmadım. Pardon, TDY 2007 yi ve ders notlarını almak için kalkmam dışında
Sırtım ağrmış…
Ama şimdi rahatladım, sonunda bitti. Gözlerimden uyku akıyor, esneyip duruyorum. Yarın Grup-2 olarak ödevimizi rahatlıkla teslim edebileceğiz nihayet
Umarım çok yanlışımız yoktur da uğraştığımıza değer. Poff, gene de kendimi huzurlu hissediyorum. Gerçi pc başına ilk oturduğumda hiç öyle değildi.
Bir de iki üç gündür dinlediğim ve dilimden düşmeyen bir şarkı var. Jason Mraz söylüyor: I’m yours. Klibi de hoş. Zaten youtube’dan dinliyorum. Öyle rahatlatıyor ki antamam… Adam klipte tatil yapıp, keyif çatıyor. O’nu dinlerken ben de kendimi öyle hissediyor ve sanki adamın yaşadıklarını yaşarmışcasına mutlu hissediyorum. Favori şarkım olma yolunda ilerliyor.
Hani diyor ya;
I won’t hesitate no more, no more
It cannot wait, I’m yours
şarkının burasına bitiyorum. Hesitate’i söylerken “hezaated” diyor. Acayip hoşuma gidiyor.
Yarın sabah 8de kalkacağım, ders 9.30da. Yarın güzel kıyafetler giyesim var. Öyle de yapacağım. Tertemiz, pırıl pırıl olmak istiyorum. Zaten dün saçlarımı 3 numaraya vurdurdum. İlk defa bu kadar kısa oldu. Ervin’e saçlarımı kestireceğimi söylediğimde beni ikna etmişti kısa kestirmeye. Güzel de oldu
Gerçi bazen kendimi küçük simitçi çocuklara benzetiyorum. Ne o öyle kısacık saç, kabak gibi kafa
Burdan Ervin’e teşekkürlerimi gönderiyorum. Dostum, en kısa zamanda senden de 3 numara traş bekliyorum ona göre
Beni yalnız bırakma.
Neyse günlük, ben artık uyumalıyım. Her şeye rağmen hayatın güzel ve yaşamaya değer bir şeylerin olduğunu düşünerek gireceğim yatağıma. Bize düşense neydi? Zamanın tatlı anlarıyla beslenip, bulduğumuz mutlulukları biriktirmek ve de yeniden yeşillerin, mavilerin ve sarıların hayatımıza girmesini beklemek