Az önce kardeşime facebook açtık. Ben pek açma taraftarı değildim ama annemin de ısrarıyla açtık. Sınıftaki arkadaşlarının bazılarında olduğundan o da özendi. Doğum tarihini doğru girdiğimizde -2002- facebook kabul etmedi. Artık yaşını büyütüp öylece üye yaptık… İpek şimdi havalarda uçuyor, ne kadar sevinçli bir görsen günlük.
Epeydir yazmıyordum, daha doğrusu yazamıyordur. Hep bir şeylerle meşgulüm. Örneğin hafta sonları Almanca kursuna gidiyorum. Onun dışında İngilizce çalışmaya da devam. Amaç Kpds’den 80 üstü alıp maaşı artırmak.
Sosyal aktivite olarak da tiyatro ve sinemayı ihmal etmiyorum. Geçtiğimiz hafta Devlet Tiyatrosu turne kapsamında Bolu’ya geldi, ailecek onu seyrettik. Yarın da üniversitede Bolu’nun tiyatro topluluğunun oyunu oynanacak. İşyerinden adaşım Ömür’le ona gitmeyi planlıyoruz bir aksilik olmazsa. Sinema olarak; geçen hafta Alacakaranlık 4′e gittik. Alper, Mesut ve ben. Filmi pek beğendiğim söylenemez. Zaten filmin yarısı düğün merasimleriyle geçiyor. Bu düğün işleri bu gidişle beni bunalıma sokar. Evlenmek isteyip de şans meleğimi bulamamak beni umutsuzluğa düşürmeye başladı.
Dün akşam da evde “The Thor” diye 2011 yapımı bilim-kurgu filmi seyrettim. Bu sene izleyip de beğendiğim en iyi bilim kurgu filmlerinden biriydi. Hoş, askerden Mayısta geldim. İlk beş ay zaten film izleyemedim.
Zülfü Livaneli’nin “Serednad”ını bitirmek üzereyim nihayet. Son on-onbeş sayfası kaldı. Öte yandan Otisabi’nin “Dokunsal Temaslar” isimli karikatür kitabı da bitmek üzere. Oku oku doyamıyorum. Hiç bitmesin istiyorum bu kitap. Her bölümünde kendimden bir parça buluyorum. Düşünce yapılarımız çok benziyor. Bir de “The Professor” diye bi hikaye kitabı var. Onun bitmesine de iki bölüm, yani iki gün kaldı.
Hayalimi gerçekleştirebilirsem yazın Interrail yapmak beni çok mutlu edecek. Dünkü plana göre beş ülke gezmeye karar verdim. Bunlar: Yunanistan, İtalya, Fransa, İspanya ve Almanya. Bakalım zaman ne gösterecek.