Yeni bir yaş daha

Artık bir sene daha yaşlandığımı düşünüyorum bugün. En güzel çağımda olduğum ve olmaktan en mutlu olduğum yaştayım şu an. Ne bir eksik, ne de bir fazla olsun istiyorum.

Yılbaşını kutlamak için önce Bahadılara , Çerkezköy’e gittim. Orada bir gün kaldıktan sonra İstanbul’a geçip, Beyoğlu’nda yeni yıl partisine katıldık. Mekan çok hoşuma gitmese de fena değildi. Çakra Club diye bir yer.

Disco’da eğlenemeyeli epey olmuş. Dört ay önce dans edip rahatlamıştık en son. Arayı bu kadar uzun tutmamak gerekiyormuş anladım. Bir daha ayda bir eğlenmeyi planlıyorum. Bolu’ya tıkılıp kalınca, insanda enerji kalmıyor.

Şimdi Bolu’da işyerindeyim. Bu eğlence beni bir hafta sallar. Artık yeni şeyler söylemek lazım.

Biscolata Mood reklamları

Biscolata Mood reklamları çok tuhaf geliyor. Kaslı erkekleri koymalarına bir şey demiyorum. Mesele onların hobilerinde. Örneğin İspanyo Carlos diyor ki: “Boş zamanlarımda plajda dans etmekten ve yağmurun altında gitar çalmaktan hoşlanırım”  Hiç bizim hobilerle denkleşmiyor. Tanrımm ben de yağmurun altında gitar çalmak istiyorum :p

Bir de kendi hazırladıklarını iddia etmiyorlar mı, gülesim geliyor.

İşte o reklamlardan bir tanesi:

 

Garfield Bolu’da görüldü

Dikkat dikkat! Şişman ve kötü kedi Garfield, Bolu’da görüldü. Geçenlerde tam evden çıktım, apartman kapısından da çıkacaktım ki kötü kedi Garfield’ı apartmanda görünce şaşırdım.

Fena halde şişman ve serseri olan bu kedinin ön profilden fotoğrafını çekemedim, üzgünüm. Telefonu suratına çevirdiğimde yüzüme atlayacak gibiydi :) Utanarak itiraf ediyorum; öyle serseri bir kedi ki, korktum :)

 

Serenad kitap özeti

Anladığım kadarıyla Zülfü Livaneli on parmağında on marifet olan insanlardan biri. Şarkıcı, yönetmen, siyasetçi, yazar… Kitabın konusunun ilgimi çekmesi almama sebep oldu. Her ne kadar “mutluluk” isimli kitabını okumayı düşünsem de filmini izlediğimden bir türlü alasım gelmiyor.

Romanın kahramanı Maya isimli orta yaşlı, dul bir kadın. İstanbul Üniversitesinde memur olarak çalışan Maya’ya Amerikadan gelecek ünlü bir profesörü karşılama ve İstanbul’da konuk etme görevi verilir. Bunun nedenlerinden biri Maya’nın İngilizcesinin iyi olması. Bir yandan asosyal ve pısırık yetişen oğluyla ilgilenmek isteyen Maya, kendini bir anda ajanların arasında bulur. Türk, Amerikan ve İngiliz istihbaratçıları Maya’yı sıkıştırmaya çalışır. Bunun nedeni Amerika’dan gelen profesörün ajan olduğu düşünülmektedir.

İstihbaratçıların aksine Maya, profesörü ilk gördüğünden beri fiziğine; tanıdıktan sonra da karakterine hayran olur. Bu arkadaşlık, yaşlı profesörün gençliğinde evlendiği Nadya’yla -daha sonra öldürülecek- aşk hikayesine kadar uzanacak. “serenad” ismi de profesörün Nadya’ya olan aşkından geliyor. Adam o kadar seviyor ki Nadya için kemanla bir beste yapıyor. Serenad für Nadya…

Alman asıllı Amerikalı olan profesörün, nazi Almanyası zamanında, yahudi olan eşinin yaşadıkları ve sonunda İstanbul semalarında diğer yahudilerle beraber geminin içerisinde nasıl öldürüldüğü anlaılıyor.

Kitabı beğendim, tavsiye ederim.