Kılıçdaroğlu’nun belediye başkan adaylığı

Kimilerine göre beklenen bişeydir Kılıçdaroğlu’nun İstanbul büyükşehir belediye başkan adayı olması. CHP bundan başka koz üretemedi açıkçası. Sürekli olarak anket yaptırdılar. Kendi aralarından belediye başkan adayı belirlemek için.

Son zamanlarda yıldızı parlayan bir isim vardı. Kemal Kılıçdaroğlu…

Kendisi sürekli olarak belediye başkanı olmak istemediğini dile getirse de partisi onu zorla belediye başkanı yapmak istiyor. “Ben mecliste daha faydalı olurum” demesine karşı CHP, parti görevi vererek Kılıçdaroğlu’nun başkan adaylığını zorunlu kıldı.

İstanbul Türkiye’nin en büyük ve en zorlu şehridir. Başa çıkmak insanı yıpratır. Bir insanın bir işi başarması için öncelikle onu istemesi gerekir. Ben Kılıçdaroğlu’nun bu işi istemeden yapacağını tahmin ediyorum tabii seçilirse. Başarı konusunda da şüphelerim var…

Kemal Kılıçdaroğlu vs Melih Gökçek

Bugün (17.12.2008) Star Tv’de Kemal Kılıçdaroğlu ve Melih Gökçek arasında düello yapıldı. Ben o saatte derste olduğumdan canlı olarak izleyemedim ama az önce internetten izleme fırsatı buldum.

Melih Gökçeğin saldırgan ve agresif tavırları herkes tarafından bilinir. Bu programda da aynı tavırları sürdürdüğü aşikar.

Kemal Kılıçdaroğlu’na gelince onu izlediğim ilk günden beri beyefendi ve dürüst bir insan olduğunu görüyorum. Yaptığı işlerle halk kahramanı olmayı başardı.

Peki bu düelloda ne oldu? Gökçek, söz hakkı Kılıçdaroğluna verildiği vakit sürekli olarak araya girerek Kılıçdaroğlu’nun lafını keserek konuşmasını engellemeye çalıştı ve hakkında ortaya atılan iddiaları geçiştirdi.

Anladığım kadarıyla Ankara halkı doğal gaz sayaçları konusunda epeyce kazıklanmış. Doğal gaz sayaçlarını aşırı fiyata abonelere satmışlar…

Bence bu düellonun da galibi yine Kemal Kılıçdaroğlu.

Bu arada AKP, halen Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayını açıklamadı. AKP’nin Melih Gökçeği belediye başkanı yapmak istemediği konusunda sık sık duyumlar alıyorum.

Bakalım zaman neyi gösterecek.

Aa şunu da söylemeliyim; Melih Gökçek, düelloyu yöneten Uğur Dündarı taraflı olmakla suçladı. Uğur Dündar’ı neredeyse çileden çıkaracaktı. O derece çirkin davranışlar sergiledi.

Hamdolsun elektriğe % 35 zam

Yazıya, başlıktan tariz yani taşlama sanatı yaparak başladım. Edebiyattan anlayanlar bilirler, karşıdakinin pek benimsenmeyen bir hareketine karşılık yapılan bir iğnelemedir bu. Başbakan geçtiğimiz günlerde global krizle ilgili bir açıklama yapmış; konuşmasında da “Hamdolsun kriz bizi teğet geçecek” demişti. Bu cümlenin üzerine ortalıkta “hamdolsun” ile başyan cümleler gezinmeye başlamıştı.

Elektriğe zam yapılalı bir kaç ay oldu. Birden % 35 zam yapıldı ve gene yakın diye tabir edilebilecek bir zaman sonra onun üzerine de % 10 zam yapıldı. % 35′i unuttuk sandılar. Ama Ömür unutur mu? Unutmaz. Başbakan % 35lik zammın açıklamasını yapıyor: “Biz bu zammı kaç aydır bekletiyoruz biliyor musunuz?” Biliyoruz biliyoruz merak etmeyin diyeyim ben buradan. Şimdi asıl sorun elektrik neden zamlanır?

Benzin ve mazot neden zamlanır bunu biliyoruz. Petrolde yabancı ülkelere bağlı olmamız, dolayısıyla yakıtın dolara endeksli olarak değişmesinden kaynaklanan bir şeydir bu. Peki elektrikte olay nasıldır? Elektrik yenilenebilir (rüzgar,güneş,su) ve yenilenemeyen (kömür,doğal gaz) kaynaklar olmak üzere iki çeşitte üretilebilir. Ülkemiz jeopolitik konumu sebebiyle yenilenebilir kaynaklarla elektrik üretimine çok müsaittir. Örneğin elektrik ihtiyacımızın çoğunu barajlardan elde ediyoruz. Buna ek olarak trakyadan rüzgar enerjisiyle de üretim yapabiliriz. Bir ara bu konu gündemdeydi ama sonra ne oldu ben de bilmiyorum açıkçası.

Bir de şu konu var; kullandığımız elektriğin bir kısmını Bulgaristandan alıyoruz. Buna bir şey demiyorum. Çünkü böyle şeyler ülkelerin siyasal stratejisidir. Örneğin biz onlardan biraz elektrik alırız, onlar da bizden demir-çelik alırlar.

Benim aklıma takılan konu, kendi elektriğimizi fazlasıyla karşılayacak kadar üretim yapabileceğimiz halde neden kullandığımız elektrik bu kadar pahalı?

Yolsuzlukların baş düşmanı: Kemal Kılıçdaroğlu

Siyasetten fazla anlamam ama son zamanlarda en beğendiğim siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu. O ki yolsuzlukların baş düşmanı, adaletin savunucusu. Rakip partiden iki ismi istifa ettirmiş bir insan.

Bir süredir bu yazıyı yazmak istiyordum. Vakitsizlikten ancak bugüne nasip oldu. Tv’lerde sürekli “Kılıçdaroğlu kılıcını nereye sallasa kazanıryor” şeklinde haberler çıkıyor.

Kendisini elimden geldiğince basında takip etmeye çalışıyorum. En son Mehmet Fırat’la medya önünde söz düellosu yapmışlardı. Mehmet Fırat’ın ortak olduğu şirketlerin yolsuzluk yaptığını belgeleriyle ortaya çıkardı. Mehmet Fıratsa düelloda tabiri caizse battı diyebilirim. Buna rağmen medya Mehmet Fıratın bu durumundan pek bahsetmedi farkettiyseniz. Durumu berabere gösteren haber bültenlerine fena halde kızdım. Geçtiğimiz günlerde Mehmet Fırat partisindeki görevlerinden istifa etti. Bu arada ülkemiz adına sevindiğim şeyse; İki rakip partinin vekillerinin çağdaş bir şekilde medya önünde kozlarını paylaşmasıydı.

Gelelim, Mehmet Fırat’tan öncesine. Kılıçdaroğlu, Şaban Dişli’nin 1 milyon ytl karşılığında iş takipçiliği yaptığını belgelerle ortaya çıkarmıştı. Bu olaylardan sonra Şaban Dişli, Kılıçdaroğlunu ancak Allah’a havale etmişti! Gördüğünüz gibi traji komik bir olay. İktidar partisinin yöneticisinden çıkan sözler, bir vekile yakışmıyordu. Kendisini ancak bu şekilde savunan bir insan nasıl olur da bu kadar yukarılara gelmiş. Bu olaydan sonra da sağlık sorunlarını belirterek partideki görevlerinden istifa etmişti.

Evet, aldığım duyumlara göre Kılıçdaroğlu’nun gündeminde gene yolsuzluk yapan insanlar varmış. Buna sevindim. Ülkemizdeki hortumları biraz olsun kesecek bir kahramanımız var. Kendisini buradan tebrik ederek, bir vatandaş olarak arkasında olduğumu belirteyim.

Dibine not: Son seçimlerde oy verecek bir parti bulamadığım için oy kullanmamıştım. Önümüzdeki seçimlerde kullanır mıyım bilemiyorum. Oy kulanmamak suçtur diyenler, yolsuzluk yapmak suç değil midir?