Killer Elite film özeti

Bugün Alper’le birlikte sinemaya gitmeye karar verdik. İnternetten salonlarda ne varmış diye bakarken “Killer Elite” filmi yani Türkçe “Elit Katil” anlamına gelen filme gitmeye karar verdik. Başrolde Jason Statham’ın oynaması bu kararda etkiliydi.

Filmi özetleyecek olursak kiralık Katil olan Danny -Jason Statham- bu işlerden sıkılıp elini ayağını çekmiştir. Küçük bir köyde kendine yeni bir hayat kurmuştur. Ancak aldığı bir haberle bu işe geri dönmek zorunda kalır. Eski dostu Robert De Niro, Ummanlıların elinde esir düşmüştür.

Eski dostunu kurtarmak için yapması gereken zor işler vardır. İngilizlerin ünlü Sas komandolarından üç tanesini öldürmesi gerekiyor. Bu işle başa çıkmaya çalışırken karşısında Clive Owen’ı bulur. Karakterleri birbirine benzeyen bu ikili arasındaki mücadele devam eder.

Sosyal Ağ filmi özet

2010 yapımı “Sosyal Ağ” filmi. Orijinal ismiyle “The Social Network”

Film, facebook’un kuruluş ve yükseliş hikayesini anlatıyor. Kurucu Mark Zuckerberg ve arkadaşlarını anlatıyor. Filmin sloganı da: birkaç düşman edinmeden 500 milyon arkadaş edinemezsiniz…

Yönetmen, Benjamin Button ve Fight Club filmlerinden tanıdığımız David Fincher. Kalite olarak onlar kadar iyi olmasa da belgesel tadında hoş bir film olmuş. Oyuncu kadrosunda sürpriz bir isim olarak Justin Timberlake’i görüyoruz.

Benim hoşuma giden sahnelerden birisi Sean Parker’ın Mark’ı pijama ve terlikleriyle işadamlarının toplantısına 20 dakika geç olarak göndermesi oldu. Gerçek hayatta da aynısının olduğu söyleniyor.

Bu başarı hikayesinden de anlayabileceğimiz gibi; fikirleri her zaman başkaları bulur ama uygulamayı yapan ve fikri kullanan bunun kaymağını yer.

Benim puanım: 7/10

Borsa filmi

Yazmak için yazılmaz biliyorum ama şimdi yazmak için yazıyorum sadece :) Bu ara keyifler yerinde. 3ds max kursu devam ediyor. Yeni yeni şeyler öğreniyoruz. Photoshop’u da iyice öğrendim sayılır. Şimdi Adobe’un sitesinden CS5 deneme sürümü indiriyorum. Neyse başlık hakkında yazalım.

Geçenlerde ben, Muazzez, Alper ve Mine sinemaya gidelim dedik. Bir de baktık harika filmler yok. E dedik Borsa’ya gidelim. Nasıl olsa Michael Douglas amcamız da oynuyor. Oliver Stone dayımız da yönetmen.

Filmde, Amerikan borsasında neler dönüyor neler. Herkes birbirini batırma derdinde. İntihar edenler, bunalıma girenler ne ararsanız var. Bu arada Michael Dougles (Gekko) kötü adam rolünde. Hakkını iyi vermiş.

Harika bir film olmasa da 6,5/10 veriyorum.

“Yabana doğru” değil tabii ki

Son zamanlarda nedense benim için işlerin giderek kötüye gittiğini düşünüyorum. Bu arada “yazmak” insanın içindeki sıkıntıları bir nebze olsun azalttığından dolayı buraya böyle olumsuz şeyler yazıyorum şu gün şu saatte, saat gecenin  01.00 ı olmasına rağmen. Blogları okumaya başladığım ilk anda, blog yazarlarının bir çoğunun -hepsinin değil- sorunlu, sıkıntılı insanlar olduğunu anlamıştım. Bu, “zeka”dan dolayı mı? Evet olabilir. Çünkü bir filozof rivayetine göre zeka da bir çeşit lanettir.

Bugün okulun kütüphanesinden ödünç film aldım. Filmin orijinal adı “into the wild” Türkçeye hemen hemen “yabana doğru” şeklinde çevrilebilir. Filmin kahramanı benimle yaşıt. Üniversiteyi bitiriyor ve küçük bir boşluğa düşüyor. İnsanların sahteliğinden ve duyguların yapaylığından sıkılarak herşeyi geride bırakıp, kendini doğaya bırakıyor. Para yok, telefon yok. Sadece yaban hayatta canının istediğini yapıyor. Bol bol geziyor. Ailesini, arkadaşlarını hepsini bırakıp gidiyor yani.

Filmi yarıda bıraktım. Gerçek bir hayat hikayesiymiş. Filmi izlerken fena halde karamsarlığa kapıldım. Zaten bu ruh haliyle izlemem yanlıştı. Neyse yatmam lazım.