| Şub 02 |
Archive for the 'kitap' CategoryMasumiyet MüzesiOrhan Pamuk’un son kitabını da geçenlerde bitirdim, hayırlı uğurlu olsun 1970′li ve 80′li yıllardaki İstanbul’daki kadın-erkek ilişkisi temalı bir aşk romanı. Kitabın kahramanı Kemal, bir aşık oluyor, pir oluyor. Psikopatlaşıyor, hayatı tersine dönüyor ve sürekli kötüye gidiyor. O yılların İstanbul’unu anlatması da cabası. Ancak, kitapta eksik gördüğüm şey; kahramanların iyice tasvir edilmemiş olması. Akli gözümüzde canlandıracak kadar anlatılmamış insanlar. O kısmı büyük eksiklik bence. Yüz hatları nasıl, elleri vb ayrıntılar da okura verilseymiş daha iyi olurdu. Kitabı okumadan önce eleştirileri okurken yazara hep “Kitaptaki Kemal karakteri siz misiniz” diye soruluyordu. O değil ama; onun içinden geçenlerin en az yarısı kitaptaki karaktere yansıtılmış diye düşünüyorum. Sürekli takip ediyorum müze ne zaman açılacak diye ama hala tık yok. Güya İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti fonuyla gelecek parayla 2010′da açılacak deniyordu ama hala açılmadı. Üstelik bir tarih de verilmedi. Tv ve gazeteler de bu ara pek ilgi göstermiyor. Ama araştırmaya devam. Açıldığı zaman müzeyi ilk ziyaret edenlerden olacağım. |
| Şub 02 |
Archive for the 'kitap' CategoryFedailerin Kalesi AlamutBir iki ay önce bitirdim bu kitabı. Bana Bahadır tavsiye etmişti “Hasan Sabbah’ı anlatıyor, güzel, mutlaka oku” gibi telkinlerde bulunduğunu hatırlıyorum. Amin Maalouf’un “Semerkant” isimli kitabında Hasan Sabbah’la ilgili bölümler vardı ancak yeterli değildi. Ben de Alamut’u almaya ve okumaya karar verdim böylece. Tarihi roman sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken ve bir çırpıda okunabilecek kadar sürükleyici bir kitap. İçerisinde Alamutluların Selçuklularla yaptığı savaşları ve Hasan Sabbah’ın ne denli zeki ve çılgın fikirleri olduğunu göreceksiniz. Adam önce Alamut kalesini hileyle eline geçiriyor ve orayı güvenilir adamlarıyla fethedilmesi güç hale getiriyor. Daha sonra içine dünyanın en güzel kadınlarını toplayarak yapay bir cennet haline getiriyor. Ürkütücü olan kısımsa, “fedailer” adını verdiği genç ve sadık askerlerine haşhaş vererek (adı tam olarak ne bilmiyorum ama bi çeşit uyuşturucu) onları geçici olarak cennete yolladığını güzel kadınların arasında kısa bir süre geçirtiyor. Bu sayede fedailer ölünce direk cennete gideceklerine inanıp, kendilerini hiç çekinmeden ölüme atabiliyor. Böylesine bir zeka örneği beni oldukça şaşırttı. Bu arada şunu söylemeliyim; bu kitabın yazarı Wladimir Bartol. Alamut isminde en az üç-dört tane kitap var. Ben bunu okudum, diğerleri de buna benzer olaylar anlatıyor. Tabii farklı bakış açılarıyla… |
| Tem 05 |
Archive for the 'kitap' CategoryZar Adam - Luke RhinehartSonunda bitti. Ervin’le ne umutlarla almıştık bu kitabı. Ambalajı ve kült bi roman olması iyi olacağı izlenimi yaratmıştı bizde. Bi de kitabın üstüne yazmışlar “bu kitap hayatınızı değiştirecek” diye Kitabın yazarı, kitapta kendini anlatmış. Aslını sorarsanız kitabın asıl yazarının adı Luke Rhinehart değil. Sadece öyle görünmesini istemiş. Adam psikolog ve orta yaş bunalımına girip, zar atmaya başlıyor. Zarların numaralarına rasgele olaylar verip, ne çıkarsa onu uyguluyor. Örneğin, 1′li gelirse komşusunun karısına tecavüz etmek, 2′li gelirse karısını hiç aldatmamak gibi… Böyle saplantılı bir yaşam tarzını öylesine ilerletiyor ki millet onun yaptıklarını benimseyip “zar adam” olmaya başlıyor. Hatta ülke çapında “zar merkezleri” bile kuruluyor. Amerikada adeta yeni bir din gibi karşılanıyor. Kitap beni değil ama bazı okuyanları da etkilemiş. Hatta bi eleman www.zaradam.net diye bi site bile kurmuş. Bu arada kitabın devam kitabı da çıktı: Zar Adam’ın Peşinde… Bu da Luke’un oğlunun yaptıklarını anlatıyor. Ama bu kitabı beğenmediğimden dolayı onu okuyacağımı sanmıyorum. Who knows |
| May 07 |
Archive for the 'kitap' CategoryEmpati-Adam FawerEveet, Adam Fawer amcamızın “Olasılıksız“ından sonra bir de “Empati“sini okuyalım dedik. Mert beğendiğini söyleyerek önermişti. Kitap 639 sayfa. Baştan sona bir çırpıda okutuyor kendini ama… Başkahraman sayısı birden fazla. Telepatik yetenekleri olan birden fazla kişinin başından geçenler anlatılıyor. Elijah, Winter, Kohel,Darian ve Valentinus. Bunlar romanın kahramanları. Bunlar ve bir kaç kişi karşısındaki insanların hem aklından geçenleri okuyabiliyor, hem de onların düşüncelerini kontrol edebiliyor. Romanda aynı zamanda bir bilgisayar korsanının neler yapabileceğini de anlatmış yazar. Bilgisayarlar ve cep telefonlarıyla neler yapıp, insanları zor duruma sokma olayları vs. Kilise, rahipler, din ve tarikatlar. Bunlar da var içinde… Olasılıksızdan sonra bu kitap da oldukça iyi. Özellikle kurgusunu beğendim. Fakat “Olasılıksız“da da rastladığım eksiklikler bunda da mevcut. Yazar’ın tasvir yeteneği malesef kötü. Bunu söylemek istemiyorum ama yazarın da okuyucunun da yaratıcılığını sınırlamış. Son yüz sayfa çok hızlı yazılmış ve yazar artık bitsin de kurtulayım şeklinde acele etmekten “olasılıksız”da olduğu gibi bunun da sonunu okuyucuyu etkileyecek şekilde bitirememiş. Peki okuyalım mı Ömür? derseniz. Evet okuyun, kitap güzel. |




