Askerlik Tecrübelerim

Çok hızlı yazıyorum zira fazla vaktim yok.

1) Askere ilk geldiğimizde köpük partisi yaptık, bizi çok iyi ağırladılar.

2) Akşamları yatakhanede bize klasik müzik dinletisi yapıyorlar.

3) Koğuşlarda lilyum ve gül ağaçları dikili, her yer mis gibi kokuyor.

demek isterdim ama öyle değil. İşte gerçekler:

1) İlk geldiğmiz yemekhanede bulaşıkları yıkayıp, yemekhaneyi komplew köpürterek temizledik. O kadar günlük eğitimin yorgunluğundan sonra onları yapmak çok zordu.

2) Geceleri herkes horluyor. Horlamayan birini görmedim, duymadım.

3) Öyle bir ayak kokusu var ki, bazen nefes almak için cam açmak gerekiyor.

 

Şimdilik bu kadar, fırsatım olursa arada gene yazarım ;)

Vakit yaklaşıyor

Askere gitmeme yaklaşık 12 gün kaldı. Yarın İstanbul’a gidiyorum, ardından İzmit’e arkadaşın yanına geçicem. Sonra Cuma günü Askerlik için sınav var Tuzla’da. Pazar günü de Kpds var. En önemlisi askerliği bir an önce yapıp gelmek istiyorum. Ve sonra hayata atılmak istiyorum. Çabucak olsun bitsin neresi gelecekse gelsin. Bunu düşünmekten o kadar çok sıkıldım ki anlatamam. Hayat bu aralar bana güzel değil. En az altı ay da güzel olacakmış gibi görünmüyor.

Ameliyat oldum

Bu kadar ani bir ameliyata hazır mıydım bilmiyorum. Doktor hastaneye gittiğim gün bile yapacaktı neredeyse. Dedim iki gün sonra olsun bari. Durumun şokunu atlatamadan Çarşamba günü tetkikleri yapmak için hastaneye yatırdılar. Perşembe de ameliyat.

Sabah 7den öğlen 1e kadar ameliyatı beklemek, insanı ne kadar geriyor anlatamam. Üstelik önceki akşamdan itibaren aç kalmak zorundasınız. Ben ameliyata girerken bazıları çıkıyordu ve narkozun etkilerini seyrettim. Kimi uyanmıyordu, kimi ağrıdan “ölüyorum” diye bağırıyor, kimi de ameliyat esnasında doktorların üzerine kusmuş.

Benimki bölgesel uyuşturma olduğu için biraz daha rahattım ama, belden aşağısı tam dokuz saat uyuşuk kaldı. Bir çeşit felç gibi de diyebiliriz. Uyanık bir şekilde ameliyata girmek tuhaf bir duyguydu. Müzik açmışlar ameliyathanede, onu dinledi herkes ben de dahil olmak üzere.

Serum bağlamalar, sonda takmalar, vs vs insan vücudunu çok etkiliyor ameliyat. Hani iyileşmek için giriliyor ameliyata ama vücudun diğer kısımları zarar görüyor bundan. Mecbur olmasam ameliyat olmazdım herhalde. Aslında ameliyattan sonra bayağı da pişman oldum. Bir ara o kadar yandı ki canım ölsem daha iyi dedim. Yani ne diyeyim Allah kimseye sağlık problemi vermesin, ameliyat sedyesine yatırmasın. Korkunç bir şey. Bunun aksine doktorlar, anestezistler, hemşireler çok rahat. İşin geyiğindeler. Normal değiller sanki. Tuhaf.

Girdap

Saat 01.03

Sabah 8de kalkmam gerek. Çok uykum var ve hiç yatasım yok be günlük. Bir de canım sıkkın ufaktan. Müzik açık diğer yandan. Moda sokuyor. Üstelik can sıkılacak bir durum(!) da yok.

Şarkının ismi: bu şehir girdap gülüm

İçimdeki kro ortaya çıktı bunu dinliyorum.

Gerçi gitarla eşlik ediyor elemanlar şarkıda. Türkü versiyonu değil :p

Feleğin bir suyu var, su değil kezzap…

Neyse, gözlerim dayanmıyor artık pc başında.

Sıkıcı hayat işte.