Ve yolculuk başlar

Beklenen gün geldi, yola çıkacağım inşallah. O kadar sabırsızlandım bu tatil için, şimdiyse saatler kaldı yola çıkmaya. Alanya’ya kadar otobüsle gideceğimiz için epey uzun sürecek umarım perişan olmayız.
Şu an Robbie Williams’dan “supreme” şarkısını dinliyorum ve heyecanla karışık huzur doluyum. Gerçi benim bir günüm öbür günüme uymuyor. Bir bakmışım yarın mutsuzlar kategorisindeki insanların arasına karışmışım. İngilizce’deki “moody” sıfatı tam bana göre.

Şu sıralar başarı-para-eğlence üçlüsüyle ilgileniyorum. Önceden isteyip de yapamadığım şeyleri başarımaya kilitlendim. Tatil de buna bir örnek. İki senedir bir yere gidemiyordum. Üstelik kankam Bahadır’la güzel bi tatil hayali kurar dururduk. Bir aksilik olmazsa bunu gerçekleştireceğiz. Hayaldi gerçek oldu :p

Ehh, evet yazımı sevdiğim şu sözle bitiriyorum: Kendimi çok seviyorum, bana bir şey olursa yaşayamam :D

Tek başına kahvaltı

Annemler Ankara’da olduğu için kahvaltıları tek başıma yapıyorum. Hafta içi 06:30 gibi kalktığımdan dolayı uykulu uykulu çok bir şey yiyemiyorum. Bugünün Cumartesi olması sebebiyle kendimi ödüllendireyim dedim ve kendime güzel bir kahvaltı hazırladım.

Normalde çoğu şey gibi yalnız kahvaltı yapmak da çok eğlenceli olmuyor. Ama dışarısı sıcak ve evde internet keyfi yapmak, sesli bir şekilde müzik dinlemek güzel oluyor. Şimdi Youtube’dan Amy Winehouse şarkılarını dinliyorum. Hani edebiyat dünyasında olur ya, bir yazar öldükten sonra kıymete biner. Bu da o hesap oldu biraz.

Haftasonunun tatil olması gibisi yokmuş. Ve akşam saat 5′te işten çıkmak paha biçilemez duygulardan biri. Devlet’te çalışmanın güzel yanlarından biri. Düzenli bir hayatın oluyor ve de kendine vakit ayırabiliyorsun. Birazdan İngilizce kelime tekrarı yapacağım. 3-4 ay sonra KPDS var :)

Kalır 51 gün

30 günden aşağı düştük mü artık askerliğin biteceğine inanacağım kesinleşecek. Kırk yılda bir çarşı iznine çıkıyoruz, hazır çıkmışken de yazayım dedim. Sivil hayatı o kadar özledim ki anlatamam. Adapte olmak biraz zaman alacak ama olsun… İnsan zorlukları görünce sivil hayattaki bir çok şeyin değerini iyi anlıyor. Eminim askerden sonra kafamı taktığım o gereksiz şeyleri eskisi gibi büyütmeyeceğim. Neyse fazla uzatmak istemiyorum şurada iki saatlik çarşı iznim var tadını çıkaracağım :p

İlk çarşı iznim

Sabahın saat 8′inde ilkçarşı iznine çıkmış bulunuyoruz. Hızlı hızlı yürüyüp Yahşi batı’daki -ilçenin adı Sarıyahşi- iki internet kafeden iyisinden pc kapma yarışı başlıyor. Biraz nette sörf yaptıktan sonra blogumu da ihmal etmeyeyim dedim. Gerçi askerde de “asker günlüğüm” diye küçük bir nor defterine her gün üç beş cümle yazıyorum. Maksat hatıra olsun ve ne kadar çok gün yazarsam bitime o kadar az kaldığını hissedip rahatlamak istiyorum.

Dün gece fazla bir şey yapmadık. Yemekhanede çiğ köfte partisi ve kıroca müzikler vardı. Çok az durup yatakhanede biraz muhabbet ederek saat 11 gibi yattık. Ustalık yeri Aksaray İl merkezine çıktı. Eğer merkeze bağlı karakollara vermezlerse il merkezinde haftasonları güzel geçecek. Yahşi batı’da yapacak bir şey yok çünkü.

Ufak ufak asker anılarımız da oluşmaya başladı. Burada yazamayacağım ama yakınlarıma anlatacağım anılarım var. Şafak bugün 135. Yani tam tamına dört buçuk ay kaldı. Bir an önce günlerin geçmesini istiyorum.