Günlük günlük, geçerken uğradım uğramışken de bayramla ilgili yazıym dedim. Malum haftaya bugün bayram. Önümüzdeki Cumartesi yer bulabilirsem Bolu’ya gideceğim bayram için. Hoş, hala bilet almadım. Kalmış mıdır bilmem. Hem kalmadıysa da bayram buraya, İzmite gelsin
Çoğu zaman olduğu gibi üşenip gene bilet almadım. Şimdi kim gidicek otogara bilet alıcak yok bilmem ne. Hani arabam olsa ne güzel hoop bin arabaya bas gaza git gönlüne göre. Neyse bu aralar araba olayına takmış olsam gerek. Takıcak başka bişey olmadığından mıdır nedir…
Bizim bayram programı bellidir. Birinci gün camiide namaz kılıp kahvaltı… Sonra napcaz? Bu bayram kurban kesecek miyiz bilmiyorum. Hem kessek de ben o işleri sevmediğim için karışmam
Ayrıca kurban etinden de yemiyorum. Bazıları yadırgıyorlar. Nası bi insansın sen et yemiyosun, üstelik kurban eti. Küçüklükten olsa gerek. Hayvanları keserlerken o sahne beynime kazınmış. Kurban etini gördüğüm an o sahneler aklıma geliyor. Bir de o koku ve görüntüyü görmek, yemek için itici oluyor.
Neyse neyse, birinci gün genelde evde huzurlu geçiyor. Ama ikinci ve üçüncü gün gezme günleri ki bizimkilerin tanıdığı ama benimle pek alakası olmayan insanları ziyaret etme günü. Muhabbetler her bayram aynıdır. Konu bana gelince “Eee dersler nası?” İyi koçum iyi, bitiriyoruz Allahın izniyle bi daha beni göremeyebilirsiniz
Bu şekilde iki gün öyle ziyaret ve de iade-i ziyaretle geçiyor. Heh bi de şunu anlamam. Bize gelen birilerine iade-i ziyaret için gidilir Ya zaten adamları gördük, bi daha ne diye gidiyoruz. İşte bu olay canımı sıkar. Zaten sıkılıyorum, milletin yanında…
Ziyaret günlerinde bir de teyzeler vardır. Sürekli baklavasını böreğini -Bu bayram bisürü et vericekler
– zorla veriyolar. Her evde yiye yiye şeker hastası olucaz…
Dördüncü gün özgürlük günüdür. Arkadaşlarınla gönlünce gezebilirsin. Bayram herkesin gözünde bitmiş sayılır ve o gün bayrammış gibi davranmana ve bayramlıklarınla gezmeye gerek yoktur. Sanki bayramlık giyiyormuşum gibi konuştum ehem öhüm…
Ama her şeye rağmen bayramları seviyorum ben. Onun o nostaljik havası, yaşlıların elini öpmek, küçüklere elini öptürüp çikolata vermek ve sevdiklerinle bir arada olmak… Bunu hiç bir partiye değişmem.