Kararsızlık en kötü şey!

Canım sıkkın saat olmuş gecenin 01.06 sı. Bir sürü şey var aklımda. Hayatla ilgili, geleceğimle alakalı türlü türlü sorunlar, fikirler aklımı çeliyor. Farkettim ki son zamanlarda aşırı derecede kararsızım ve bu canımı dena halde sıkıyor. Farklı sorunlara hep aynı çözüm tarzıyla yaklaşıyorum ve bu da problemi çözemediği gibi iyice karmaşıklaştırıyor. A kümesine dahil ettiğim insanları sevmiyorum, B kümesindekileri de. C kümesindekiler hakkında fikrim yok. D kümesindekiler beni ilgilendirmiyor. E kümesiyse, benim için en önemli küme ama; ben E kümesinin elemanlarını göremiyorum…

10-15 gün içinde neticelendirmek istediğim bir şey var. Hayatımla, geleceğimle ilgili. Bunu beklemek beni git gide umutsuzluğa sürüklüyor. Çünkü olumsuz olursa üzüleceğim ve kendime inancım azalacak. Olma ihtimali de zor. Gerçi yazar bunun tam tersinden bahsetmiş: “Bir şeyi beklemenin güzelliğini öğrendim. Yaşanan en güzel şey bile bekleme sürecinin değerine ulaşamaz bence. Çünkü sihirli bir eylem olan beklemenin büyülü bir güzelliği vardır. Beklenen şey elde edildiğinde o büyü uçup gider. Yaşanan her şeyde belli belirsiz bir düş kırıklığı olması bundandır belki” gibisine bir şey diyordu. Aklımda bunlar kalmış. Ben de güzel bir şekilde beklemek istiyorum ama bu gece öyle hissetmiyorum. Ama şunu söyleyelim dileğimin gerçekleşmesini çok istiyorum.

Bazen hayat bana adaletsiz davranıyor diye kıvranıp duruyorum, bazen de “yok be o kadar da değil” diyorum aşağılardaki insanlara bakıp. Sonuçta bu da bir kararsızlık. Nasıl tavır alacağıma bile karar veremiyorum. Evet, benim sorunum bu: karar vermekte zorlanıyorum. Bu çok vahim bir durum.

Hayat mayat

Günlük bu aralar fazla nete giremediğim için yazamıyorum. Neler mi yapıyorum bol bol kitap okuyorum ve acıkıyorum. Dün İstanbul’a gittim günübirlik bazı işlerim vardı. Bolu’ya dönmeden biraz dolaşayım dedim. Feci ıslandım ama. Beşiktaş’ta yağmura bir yakalandım ki o en sevdiğim tşörtüm sırılsıklam ıslandı. Ne yapsam ne yapsam derken bu rockçı tiplerin kıyafet satan bi dükkan gördüm. -en yakın oydu- sonra ucuzundan uzun kollu kapşonlu bir şey ararken bi tane buldum 10 tl’ye ama üzerinde Şebnem Ferah resmi altında da kadının adı yazıyor. Simsiyah bir sweet. Ehh napalım üşümemek ve daha da ıslanmamak için aldık.

Sonra işlerimi hallettim Bolu’ya dönmeden biraz dolaşmaya karar verdim. Yorulmuştum bir yerde otururken eski sevgilim bir arkadaşıyla önümden geçti. Dünya küçük, görünce şaşırdım. O an zaten telefonla konuşuyordum. Umarım beni görmez dedim kendi kendime. Görseydi nasılsın vs diye konuşurduk ama ne bileyim görüşmek-konuşmak istemedim. Sonuçta sahte gülümsemeler, ekstra kibarca davranmaya çalışmalar. Bu filmi daha önce yaşamıştım. İnsan nedense kötü hissediyor. Aslında hissetmemesi gerekiyor, tuhaf.

Bugün arkadaşlarla görüşeceğiz. Birazdan Alper’in yanına geçeceğim. Akşama da Enginlerle bir görüşelim. Öğretmenlerin atamaları durdu şu Kpss kopya skandalları yüzünden. Hazır kimse bir yerlere gitmeden görüşelim dedik. Cehennem Melekleri filmi Bolu’da vizyona girsin diye bekliyoruz ve hala buraya gelmedi. Sanki medeniyetten uzak bir yerdeyiz gibi. Geçen gece sinemaya gittik. 400 kişilik salonda sadece 4 kişiydik. İnsanların sinemaya ilgisizliği beni şaşırtıyor. Neyse ben çıkıyorum.