Seneye Belgrad’da mı yoksa Paris’te miyiz?

Bir Eurovision daha yaklaşıyor. Heyecan dorukta mı? Yok, hayır. Heyecanımızı kaybetmişiz. Ben her sene olduğu gibi bu yıl da oylamaya katılmayacağım :)

Bu yıl Eurovision’ın 55.si düzenleniyormuş. Birinci yarı final 25 Mayıs, ikinci yarı final 27 Mayıs ve Büyük Finalse 29 Mayıs akşamında olacak. Geçen sene Norveç’i temsil eden Alexander Rybak birinci olduğu için final Oslo’da yapılacak.

Meraklı Türk insanı olarak, yarışmaya katılacak şarkıları bir bir dinledim ve Youtube’dan da dinlenme sayılarına baktım. Tahminlerimi söylerken hafif kopya çektiğimi de itiraf etmeliyim ;) Youtube’daki video’ların altına yazılan yorumların bazılarını da okudum. Oralarda çok komik yorumlar oluyor. Millet birbiriyle laf kavgası yapıyor :mrgreen: İşte oralarda kopuyorum. Bu sadece Türklerde olan bir şey değilmiş, onu da anlamış oldum.

Benim bu yılki favorim Sırbistan. Milan Stankovic söylüyor. Şarkının adı “Ovo Je Balkan” Anlaşıldığı üzere Sırpça. “İşte Balkanlar” anlamına geliyormuş şarkıları. Müzik bana biraz “disco disco partizani”yi çağrıştırdı. Çalan ensturmanın sesinden kaynaklanıyor sanırım. Biz de nasıl saz varsa, adamlarda da kendilerine has bir ensturman vardır. Şarkıyı söyleyen eleman, tavırlarıyla geçen yılın birincisi Alexander Rybak’a özenmiş gibi geldi. Hayattan keyif alan, sürekli gülümseyen bir tip. Sahnede ona eşlik eden dansçıların başına başörtü takarak balkan kültürünü yansıtmaları hoş olmuş. Bu arada Youtube’da en çok izlenen video Sırbistan’ınki.

Gelelim ikinci favorime yani Fransa’ya. Bu yıl beni oldukça şaşırttı beni bu ülke. Jessy Matador’u seçmişler. Club insanı :) İdda ediyorum bu şarkı bu yaza damgasını vuracak. Plajlarda, diskolarda bol bol çalacak. Türkbükü ve Marmaris Temmuz’da bu şarkıyla kopuyor olacak. Ben de olacağım, ben de ben de :D

Benim beğendiğim bu iki şarkının da dillerinin İngilizce olmaması dikkatimi çekti. Adamlar kendi dillerinden vazgeçmeyip, her ne kadar sözlerini anlamasak da bizi eğlendirmeyi biliyorlar. Bu yüzden tebrik edilmeyi hakettiler.

Manga’ya gelince, iyi puan alacaklarını düşünüyorum ve başarılar diliyorum.

Moldova’nın şarkısı da fena değil.

Hadi bakalım seneye Sırbistan’da mı yoksa Fransa’da mı olacağız… Belki de benim tahminlerim tutmaz ve kendimizi bir başka yerde bulabiliriz, kim bilir ;)

Sırbistan’ın şarkısını dinlemek için klik

Fransa’nın şarkısı içinse buradan

Ne isterdim?

Çok değil bir yıl önce nasıl hissettiğimi, ne hayal ettiğimi düşündüm bugün.

Eve geldiğimde yorgundum, hani an gelir hiç bir şey yapmak istemez ya insan. İşte öyleydim. Yapmam gerekenler vardı ve planlıydım çoğu zaman. Mecbur tutmuştum kendimi ve ne pahasına olursa olsun planlarıma uyacaktım. Şaşırtıcı bir şekilde üzerimdeki sokak kıyafetleriyle yatağıma oturdum. Bunu Bolu’da yapsam herhalde annem kızardı.

Düşünmeye başladım… Geçen sene sıkıntılıydım. Bitirilmesi gereken bir okul vardı. Alttan aldığım dersler ve okulu uzatmış olan bir insan psikolojisi ne kadar iyi olabilirdi ki. Bir de üzerine bir hayal eklenmişti. İTÜ’de yüksek lisans yapmak. Bunun için hem bütün dersleri vermek, üstelik iyi bir ortalama yapmak; ALES’ten iyi bir puan almak ve İngilizce yeterlilik sınavını geçmek gerekiyordu ilk olarak. Sonra yok bilim sınavı yok mülakatlar derken, hep yoğun geçti.

Hoş, hedeflerime ulaşmış olmam benim için çok şey ifade etmiyor şu an. Ve bunun keyfini hiç bir zaman sürmedim. Bana getirisi oldu mu, evet mutlaka.

Bazı şeyleri erteliyordum. Sadece hedeflerime kilitlenmiştim. Tuhaf bir yaşam. Asosyal olarak yaşamak ve sürekli çalışmak. Bilmiyorum… Ertelenenler arasında hayallerim de vardı.

Bir on dakika düşündüm. Belki on beş dakika olsaydı bu, şu an buraya yazıyor olmayacaktım. Ne bileyim çalışırdım, hava almaya çıkardım veya bir başka şey. Mühim olan anlardır.

Sonra nasıl bir yaşam şeklinde “mutlu” olabileceğimi düşündüm. Gelecekte ne isterdim. Neyi sıkılmadan yapar, nerelere gidince mutlu olurdum.

İş güç gibi orta sınıf insanların gayelerini bir kenara bırakıp -ki hayatın gerçeğidir bu- evimin kenarında garajımda arabamı modifiye eder, arkadaşlarım gelecek onlarla beraber uğraşayım. Sonra senede on iki kez yurtdışına çıkıp, yeni yerler görerek yeni insanlarla tanışayım. Canım istediği zaman çıplak ayakla dolaşayım, bir gün içimden gelip güneşin doğuşunu izlemek istediğimde o “an”ı yaşayayım. Hayalimdeki gibi bir sevgili, eş. O’nunla alış veriş… Arkadaşlarımla kendi çapımızda bir müzik grubu kurup, evin garajında sadece kendimiz için çalmak ve söylemek. Yazları deniz kenarında yaşamak. Sabah kahvaltıdan önce denize girmek…

Böyle bir hayat isterdim.
Para konusu da fazla ilgilendirmiyor aslında. Sadece bir parça.
Artık eskisi gibi sayısal loto oynamıyorum hiç.
Ve artık kombinasyon ve olasılık hesaplarını lotoyu tutturmak için kullanmıyorum.
En önemlisi kendimin eski “ben” olduğumu sanmıyor ve kendimi eskisi kadar çok kandırmıyorum.

2 Mayıs’ın özeti

Çok uykum var yatacağım az sonra. Bugün Kpds vardı sabah sabah erken kalkıp ona girdim. Az kalsın giremeyecektim. Pazar günleri otobüslerin seyrek kalktığını unutmuşum, evden çıkmadan önce farkettim. Allah’tan sağolsun Bahadır arabayla okula kadar bıraktı, öylece yetiştim.

Sunum sunum nereye kadar… Yarın gene sunum yapıcaz. Hem de İngilizce. Bazı teknik terimler var ki söylerken insanın diline dolanıyor. Bugün evde kendi kendime sundum dilim alışsın diye. Umarım yarın patlamaz :D

1 Mayıs’ta market ve fırına gitmek dışında dışarıya çıkmadım. Malum olaylar molaylar olur başıma iş almayayım dedim. Otur evinde dersine çalış di mi?

Önümüzdeki değil diğer hafta sonu Çerkezköy’e gideceğim bir terslik olmazsa Bahadır’ın yanına. Biraz takılacağız hafta sonu için. Değişiklik olur dedik. Pazar öğlen İstanbul’a dönmeliyim. Çünkü bizim Alper askerden dönüyor. Hava alanında karşıyacağım. Özledim kankamı, neredeyse beş ay oldu. 16 Mayıs’a denk geliyor sanırım. Fenerbahçe – Trabzonspor maçı olması lazım. Bi sürpriz yapıp iki bilet alma fikri var aklımda Alper’i maça götüreyim. Gerçi bizim Fenerbahçe çok pahalıya satıyor biletleri… Bilmiyorum artık. Stada götüremezsem de en kötü Taksim’de bi mekana gider dev ekrandan izleriz napalım :)

Neyse saat 23.02 bugün erken yatayım. Değişiklik olsun.

Çiao.