Efkar bastı, geçer

Saat 00.35 Perşembe gününe girmişiz bile. Bir saattir sunumla uğraşıyordum. Yarın sunum yapacağız. Sevmiyorum. Hocalar aşırı derecede ödev veriyor. Nasıl iş anlamıyorum. Bir yandan Kpss çalışmaya çabalarken, saçma sapan ödev veriyorlar. Kobe Earthquake’den bize ne… Bir de yarın ödev teslim etmemiz gerekiyor. Bizim grupta olup hiç ödevlerle uğraşmayan bir arkadaş (!) güya onu hazırlayacağına söz vermişti. Bugün mail atmış “pek yol katedemedim” diye. Canım sıkıldı. Bari önceden söyleseydi biz yapardık her zamanki gibi. Artık gecikmeli teslim edeceğiz ödevi.
Hocaları da sevmiyorum. Ne o öyle sürekli ödev vermeler. Bari kolay şeyler verin. Gözlerim ağrıdı pc başında durmaktan. Birazdan yatacağım. Şimdi yazarken bir yandan sütümü içiyorum. Niyeyse birden efkar bastı. The eagles’dan hotel california’nın akustik versiyonunu açtım dinliyorum.
Hadi ben çantamı hazırlıyım. Sonra dişlerimi fırçalayıp yatıyorum. İyi geceler günlük.

Ahh Microsoft!

Şimdi durduk yere olacak şey miydi… Bilgisayarım bozuldu. Şu an bile XP cd’si ile zorla açtım. Siz siz olun güncelleştirmeleri açık bırakmayın. Sonra saçma sapan şeyler indiriyor pc’ye. Anti Mallware diye sözde virüs programı indirmiş. Adı gibi “mal” bir program. Tabii Microsoft’a ait bu. Kendi kafasına göre virüs taraması yaparken otuz küsür virüs buldu. Ya ben virüslerimle mutluyum sana ne bundan. Sürekli uyarı veriyor. Diyor ki: bilgisayarınız saldırıya uğruyor, kurtarmak için ya programı satın alın, ya da reg key girin…

Ben virüs programı istesem NOD32 alırım kuzu gibi. Sessiz, sakin, aleti yormaz. Napıym şimdilik NOD32 deneme sürümü indirdim. Bir süre idare eder, tabii format atmak gerekmezse. Gerekeceği kuvvetle muhtemel. Pc’de hiç bir şey doğru düzgün çalışmıyor.

Diyorum ki bir Apple alayım. Bırakayım Microsoft’u, Mac ile krallar gibi pc keyfi süreyim. Ne virüs derdi kalır, ne başka bir şey. Mac’in en güzel yanı da Microsoft virüslerinin hiç bir zarar verememesi. Zaten bıktım bu Microsoft tekelciliğinden. Hayır, adam gibi bir şey yapsalar tamam da, her haltları sorun çıkartıyor. Vista desen dandik. 7 çıktı, şekilden başka bir şey değil. Ne diyelim alternatif sistemler kullanmak lazım…

Bi boğaz turu?

Evet, saat 00.59 Cumartesi gününe girmiş bulunmaktayız. Bugün bayağı bir KPSS çalıştım. Önce Vatandaşlık’tan bir bölüm tekrar ettim. Sonra Matematikten iki bölüm bitirdim. Yarın da permutasyonlara bakayım. Unutulan şey onlar olasılıklarla beraber.

Bu arada Çarşamba günü Ervinle okulda çekildiğimiz fotoğraflardan birini koyayım dedim, hatıra kalsın kısa saçlı diye :) Spor Merkezi’ne girmeden önce çekilmiştik. Arka plana baktığımızda orası hiç mi hiç kampüse benzemiyor biliyorum. İTÜ her sene İstanbul Rock Festivali düzenliyormuş sanırım. Öyle olunca lunapark aletleri de gelmiş, eğlence olsun diye. Gerçi müzik yapan gruplar öğrenciydi sanırım, pek bişeye benzetemedim :) Gerçi yakından dinlemedim hiç. Neyse herkes sevdiği eğlenceyle uğraşsın, herkes mutlu olsun.
Yarın sabah erken kalkıp, biraz ders çalışıp, sonra da bir boğaz turu yapasım var. Şimdi meteorolojinin sitesinden baktım sağanak yağış gösteriyor. Adı üstünde sağanak. Yağmadığı bir ana denk getirip, atlayacağım Beşiktaş’tan Üsküdar’a vapur keyfi. O’na nedense vapur yerine motor diyorlar nedenini hala çözemedim :) Şöyle bir de çay, esen rüzgarın kokusunu içine çekerek. Pehh.

Günün şarkısı AC/DC’den gelsin Hell’s Bells. İşte nadir olarak dinlediğim rock müzikten sevdiğim bir parça…WBC şampiyonu Vitali Klitschko ringe girerken bu müzik çalar sürekli olarak. Dinlemek için buraya klik ;)

Won’t hesitate

Saat şu an gecenin 02:08 i. Acayip uykum var, yatıcam birazdan. Yapısal Deprem Mühendisliği ödevi vardı. Onu tamamlamak için bu saate kadar uğraştım. Sanırım akşam 19:30dan bu yana onunla uğraşıyorum. Ekmek arası bişeyler hazırlamak haricinde pc başından pek kalkmadım. Pardon, TDY 2007 yi ve ders notlarını almak için kalkmam dışında :) Sırtım ağrmış…

Ama şimdi rahatladım, sonunda bitti. Gözlerimden uyku akıyor, esneyip duruyorum. Yarın Grup-2 olarak ödevimizi rahatlıkla teslim edebileceğiz nihayet :) Umarım çok yanlışımız yoktur da uğraştığımıza değer. Poff, gene de kendimi huzurlu hissediyorum. Gerçi pc başına ilk oturduğumda hiç öyle değildi.

Bir de iki üç gündür dinlediğim ve dilimden düşmeyen bir şarkı var. Jason Mraz söylüyor: I’m yours. Klibi de hoş. Zaten youtube’dan dinliyorum. Öyle rahatlatıyor ki antamam… Adam klipte tatil yapıp, keyif çatıyor. O’nu dinlerken ben de kendimi öyle hissediyor ve sanki adamın yaşadıklarını yaşarmışcasına mutlu hissediyorum. Favori şarkım olma yolunda ilerliyor.

Hani diyor ya;

I won’t hesitate no more, no more
It cannot wait, I’m yours

şarkının burasına bitiyorum. Hesitate’i söylerken “hezaated” diyor. Acayip hoşuma gidiyor.

Yarın sabah 8de kalkacağım, ders 9.30da. Yarın güzel kıyafetler giyesim var. Öyle de yapacağım. Tertemiz, pırıl pırıl olmak istiyorum. Zaten dün saçlarımı 3 numaraya vurdurdum. İlk defa bu kadar kısa oldu. Ervin’e saçlarımı kestireceğimi söylediğimde beni ikna etmişti kısa kestirmeye. Güzel de oldu :) Gerçi bazen kendimi küçük simitçi çocuklara benzetiyorum. Ne o öyle kısacık saç, kabak gibi kafa :mrgreen: Burdan Ervin’e teşekkürlerimi gönderiyorum. Dostum, en kısa zamanda senden de 3 numara traş bekliyorum ona göre :D Beni yalnız bırakma.

Neyse günlük, ben artık uyumalıyım. Her şeye rağmen hayatın güzel ve yaşamaya değer bir şeylerin olduğunu düşünerek gireceğim yatağıma. Bize düşense neydi? Zamanın tatlı anlarıyla beslenip, bulduğumuz mutlulukları biriktirmek ve de yeniden yeşillerin, mavilerin ve sarıların hayatımıza girmesini beklemek ;)