Archive for Aralık, 2009

Şans


Bazen insanlar kendi şanslarını kendi yaratır, bazense şans kendiliğinden gelir ve talihlisini bulur. Ama hangisi en güzeli dersem gözüme ikincisi hoş görünüyor. Her zamanki gibi hayatta kısa yoldan bir şeyler elde etmek isteyen biri olarak böyle düşünmemi normal karşılıyorum.

Bugün kendi şansımı kendim yaratamadım -denedim tabii- , şans da kendiğilinden gelmedi. Bazen olur ya hissettim işte. Olumsuz hissettim, olumsuz olacaktı. Ne zaman hissetmeyi kenara bırakıp, akışına bıraksam ya da umursamasam işler genelde hoşuma gidecek türden ilerler.

Bu aralar ruh hali konusunu çözmek istiyorum. Çünkü bir gün keyifliyken, ertesi gün huzursuz hissedebiliyorum. Vakti zamanında İngilizce dersinde kendimize İngilizce sıfat takmamız istendiğinde “moody” kelimesini seçmiştim. Yani “ruh hali değişken” demek… Bu konu hakkında biraz düşünücem. Çoğu gün ortalama bir ruh haline bürünmüş olmayı denemek istiyorum. Ekstra güzel günlerde ise çok mutlu bir ruh hali.

Bugün ne yaptıklarımdan da bahsedecek olursam; sabah her zamanki gibi erken kalkamadım ve öğleni geçerken okulun kütüphanesine gittim. Turgayla biraz ders çalıştık, sonra Taksim’e geçip çay içtik. Ordan çıkarken bi de baktık feci halde yağmur yağıyor. Allah’tan Turgay’ın yanında şemsiye vardı. Otobüse kadar gideken farkettik ki İstiklal Caddesi o yağmurda bile doluydu.


Archive for Aralık, 2009

“Yabana doğru” değil tabii ki


Son zamanlarda nedense benim için işlerin giderek kötüye gittiğini düşünüyorum. Bu arada “yazmak” insanın içindeki sıkıntıları bir nebze olsun azalttığından dolayı buraya böyle olumsuz şeyler yazıyorum şu gün şu saatte, saat gecenin  01.00 ı olmasına rağmen. Blogları okumaya başladığım ilk anda, blog yazarlarının bir çoğunun -hepsinin değil- sorunlu, sıkıntılı insanlar olduğunu anlamıştım. Bu, “zeka”dan dolayı mı? Evet olabilir. Çünkü bir filozof rivayetine göre zeka da bir çeşit lanettir.

Bugün okulun kütüphanesinden ödünç film aldım. Filmin orijinal adı “into the wild” Türkçeye hemen hemen “yabana doğru” şeklinde çevrilebilir. Filmin kahramanı benimle yaşıt. Üniversiteyi bitiriyor ve küçük bir boşluğa düşüyor. İnsanların sahteliğinden ve duyguların yapaylığından sıkılarak herşeyi geride bırakıp, kendini doğaya bırakıyor. Para yok, telefon yok. Sadece yaban hayatta canının istediğini yapıyor. Bol bol geziyor. Ailesini, arkadaşlarını hepsini bırakıp gidiyor yani.

Filmi yarıda bıraktım. Gerçek bir hayat hikayesiymiş. Filmi izlerken fena halde karamsarlığa kapıldım. Zaten bu ruh haliyle izlemem yanlıştı. Neyse yatmam lazım.


Archive for Aralık, 2009

Miniatürk’ü de gördüm sonunda


Eveeet, sonunda Miniatürk’ü görme mertebesine eriştim :P Merak edip dururdum. İlk iki teşebbüs sonuçsuz kalmıştır.  Bir iki derken üçüncüyü affetmedim. Cuma günü akşamlara kadar ders çalışmanın mükafatı bugün Miniatürk’ü gezmek olsun diyerekten çıktık yollara, atladık Mecidiyeköy’den 54 HaTe’ye. Otobüs hatttını sorduğum adamın “he-te” demeyip, “ha-te” demesiyle “h” gördüğüm kelimelerde “ha” olarak kullandım gün boyu.

Böyle bir yere gidilir de bi dünya fotoğraf çekilmez mi :D Tabii ben buraya benim günlüğüm olduğu için kendimin içinde olduğu resimleri koyuyorum. Yoksa çoğu minyatürün tek tek fotoğraflarını çekip arşivime eklemeyi ihmal etmedim.

Gelelim klasik turist pozuna… Hep gördüğüm ve özendiğim bu komik olayı denemesem olmazdı :) Acemilikten olsa gerek bu denemede ayarı pek tutturamadım. Ama önümüzdeki maçlara bakacağız artık.

Şimdi şöyle; bu pozla arkadaşlarıma şaka yapıcam. “hava alanına gittim oğlum, geçen bi Paris yaptım geldim :P” diyeceğim. Bakalım arka planın minyatür olduğunu kaç kişi çakıcak :)




Warning: stristr() [function.stristr]: Empty delimiter in /home/omurteki/public_html/wp-content/plugins/wassup/wassup.php on line 2093