İstanbul’a geldim geleli -her ne kadar bu yazıyı şu an Bolu’dan yazıyor olsam da- yemek düzenini maalesef oturtamamış bulunuyorum. Ne yesem, ne yapsam gibi soru işaretleriyle dolu düşünceler bazı anlarımı mahvetmiyor değil. Önceki yazılarımdan birinde dediğim gibi karanlık odada kalmak bünyemde uyku sorununa (!) sebebiyet verdiği için, kalkabilip kahvaltı yapamıyorum. İşte güne 1-0 mağlup başlamak için geçerli bir neden. Benim gibi kahvaltı yapmayı seven bir insan için.
Hadi kahvaltıyı geçtim, öğlen yemeklerini de bir şekile okulun yemekhanesinde idare ediyorum. Bu da tamam olsun. Sırada en önemli öğün olan akşam yemeği var. Genellikle evde olduğum zamanlarda karnım aç olur akşamları. Her ne kadar yemek yapmayı bilsem de bu ara evde yemek yapasım gelmiyor. Nedenini çözebilmiş değilim. Arada “Bereket Döner” denen illetten ekmek arası döner sipariş ediyorum. Ve eve çok hızlı ulaşmasına rağmen nedense etleri soğumuş ve tadı nahoş geliyor.
Evin civarında dürümcüler ve börekçiler olsa da akşamları o tarz şeyler yemek istemiyorum. Pizza da 2 hafta da 1′den daha sık yiyemiyorum. Malum hamur işi ve zararlı. Bu ara Burger King’den (hiç beğenmiyorum) bişeyler yer oldum dışarılarda. Ama yerken de isteksiz bir şekilde yiyorum.
Bugün bir video izledim. Söylenene göre mc donald’s kesimhanesi (olay videosu Türkiye’de geçmiyor sanırım) hayvanları uyutup kesici bir alete atıyor ve komple hayvanlar derisi yüzülmeden parçalara ayrılıyor. Eğer bu doğruysa halimiz içler acısı. Video’yu izleyince “fast food” denen hızlı yiyecek restoranlardan soğudum.
Ne diyim, umutla bakmak istiyorum, şu yemek sorunum çözülsün n’olur Allahım…




