Metroya nası gidebiliriz?

Bugün okul çıkışı bizzat kendim, yanlış durakta otobüs beklerken biri adres sordu. Ben okulun karşısında 59RS otobüsünü bekliyordum. Zaten 20 dakikada bir çalışıyormuş onlar. Meğer bi gerideki durakların olduğu yerde duruyormuş.

Neyse ana konuya gelirsem, İstanbul’da yabancı olan bana bile adres soruyorlar… Komiğime gidiyor. İşte yanlış durakta beklerken, elemanın teki: (yanında sevgilisi de var)

adam:     metroya nasıl gidebiliriz? Taksime gideceğiz de…

ben:      burdan otobüse binin, Levent’te inin, orada metro var ordan binip Taksime geçersiniz.

adam:     şu karşıdaki metrodan biniliyor mu?

ben:     evet, oradan direk binip de gidebilirsiniz. (içten içe söyleniyorum: aboov karşıda metro varmış. adama nereyi tarif ediyorum)

adam:    peki oraya nası geçebiliriz?

ben:      üst geçitten karşıya geçip, sola doğru yürüyün ( töbe töbe böle soru sorulur mu :) )

Sözün özü adam bildiği bişeyi bana sordu. Ben de bilmediğim bişeyi biliyomuş gibi yaptım. Peki elimize ne geçti?

Olduğum yerdeyim: İstanbuldayım

Eveeet, artık İstanbul’a taşınma işlemim gerçekleşti. Kaldığım ev Rumeli Hisarüstü’nde. Boğaziçi Üniversitesine çok yakın. Buralar cap canlı, çok hareketli. Her yer öğrenci dolu, bambaşka bir mekan. Buraları çok sevdim, kendimi iyi hissediyorum.

Bu arada her zaman olduğu gibi günlüğe içten ve içimden gelen şeyleri yazamıyorum. Bilmiyorum neden ama bu böyle. Zaten pek okuyanı kalmadı. Genelde “öğrenci affı” ve “süper loto” gibi google referanslı yazılar okunuyor. Ehh napalım…

Belki İstanbul’da gezdiğim yerleri anlatan yazılar yazarım. Bu şehri gezerek öğrenmekistiyorum. Hadi hayırlısı.

Bayram gelmiş zaman geçmiş

Uzun zaman olmuş günlüğe yazmayalı. Son günleri o kadar hızlı yaşadım ki… Peki son zamanlarda neler yaşadım onlardan bir kaç özetleme yapacak olursam;

1) Son 40 gün boyunca çalıştığım İTU Proficiency’den (İngilizce yeterlilik sınavı) 70 alarak geçtim. Sonunda İTÜ’ye kapağı attım ve ilk dersimiz 28 Eylül’de başlıyor. Sınava hazırlanmadan önce pu-ro-fi-si-en-ci olarak telaffuz eden bu bünye sonunda bine yakın kelime ezberleyerek ve gramerdeki açıkları kapatarak sınavdan geçmeyi başardı.

2) İstanbul’a gitmezden önce bir iki hafta boşluğum varken, mağazadan tezgahtar olarak bayrama kadar çalışmam için aradılar. Ben de bu boşluğu değerlendirip, hem para kazanıp, hem de hayat tecrübesi edineyim dedim. Patron, kıyafetlere bakmak için gelen müşterilere nasıl da mal satılacağını ve ikna edicilik yöntemlerini öğretti. Bunlar sanırım ileride çok işime yarayacak. İnsanlarla iletişim kurarken de farklı hayat standartları olan insanları nasıl yaklaşmam gerektiğini öğrendim. İş fena halde yorucuydu. Günde on beş saat çalıştığım gün oldu. Neyse ki bitti.

3) Tv’deki Münevver-Cem haberlerini fırsat buldukça izledim. Gördüklerimin bazıları beni şaşırttı. Tam yedi ay olmuş. Bu kadar uzun sürdüğünü söylemeseler bilemeyecektim. Habercilerin haber pahasına merhamet göstermeksizin kızın babasıyla röportaj yapma istekleri, ekmeğin aslanın ağzında değil, midesinde olduğunu bir kez daha hatırlattı. Ölen kızın babasının da günden güne ruh sağlığının bozulması da cabası.

4) Bayramın soğuk geçmesi iyi geçmemesine bir neden olarak gösterilebilir. Şayet, hava açık ve sıcak olsaydı bu psikolojime de yansıyacak, daha rahat hissedecektim. Evde üşümekten hoşlanmıyorum. Bir de bayramda şeker toplamak için kapıya gelen çocuklar, bu bayram pek de umrumda değildi.

5) Mobil telefon hatları reklamlarını Tv’de izlerken rahatsız olmaya başladım. Turkcell reklamlarında Hidayet ve yanındaki şebeklik yapan şahsiyet hiç de sempatik gelmiyor. Ali Sabancı’yı da hatır gönül işi olarak Vodafone reklamlarında oynatmaları hoş değil. Avea’lı Aslıyla, Avea’sız bilmem kimin devam reklamında da rolü oynayan kişi çok yapmacık geliyor.

6) Fenerbahçe altı maçta altı yapsa da oynan futbolu beğenmiyorum. İyi olmayan takımlara karşı çoğunluğu duran toplardan atılan goller beni karamsarlığa sürüklüyor. Fenerbahçe’nin ofans futbolu oynamasını isterdim. Şu Zico’yu neden gönderdiler ki anlamış değilim. Maçları izlerken keyif alıyorduk o zamanlar.

 

Şimdilik bu kadar.