| Tem 23 |
Archive for Temmuz, 2009KararsızlıkEvet günlerdir bunalım takılıyorum. Kendimi işe yaramaz biri olarak görmekten de yorulmuştum. Zaten insan vereceği radikal kararları ancak köşeye sıkışmış bir ruh halinde verirmiş. Benimki de öyle oldu. Önceki yazılarımdan birinde: “İTÜ’ye yüksek lisans için gitmekten vazgeçtim” demiştim. Kararımı değiştirdim. Gidicem! Orası benim hayalimdi ve gitmezsem hayatımda büyük ve önemli bir parça eksik kalacaktı. Varsın askerliği iki sene sonra yapayım. Ulan dün gittim askerlik şubesine Ağustos’ta yoklamaya gel dediler. Eğer dün benim başvurumu kabul etselerdi, şu an başka bir konuda ahkam kesiyor olacaktım. Kararımı değiştiren önemli bir etken askerliğe en erken Aralık’ta gidecek olmaktı. Aralığa kadarsa Bolu gibi inşaat sektörü gelişmemiş bir şehirde; işsiz, arkadaşsız, amaçsız ve işe yaramaz biri olduğumu hissederek hüzünle geçirecektim. Askerlik de muhetemelen kısa dönem çıkacaktı. Malum dişlerimde yamukluk var ve askeriyenin o saçma gördüğüm sağlık koşulları sebebiyle görevimi asteğmen olarak yapamayacaktım. Neymiş, diş yapısı MUNTAZAM olacakmış! Neyse bişey demiyorum. Başbakan oğlu değiliz ki yurdışlarında yaşayıp, yirmi bir gün askerlik yapalım… Emir almaktan, diğer insanlara göre fazla nefret eden biri olaraktan er olarak sittiribottan adamlardan emir almak da beni aşırı derecede hırpalayacaktı. Daha sonra askerlik dönüşü iş arayıp, bulamazken ayrıyetten bir bunalım daha geçirecektim ki artık bunalıma girmek istemiyorum. 6 Temmuzdaki kayıtları kaçırdım ama; kayıtları kaçıranlar için İTÜ bi güzellik yapıp 7 Eylül’de tekrar kayıt alacakmış. Çok güzel… Seni Seviyorum İTÜ, hiç bir kızı sevmediğim kadar. |
| Tem 22 |
Archive for Temmuz, 2009Avea Reklamı-Melis BirkanAvea yeni reklam filmi çıkardı. Avea’lı Aslıyla, Avea’sız bilmem kim yolda çarpışıyor, sonra hep sahip olmak istediğim klavyeli telefonları karışıyor ve birbirlerinin telefonlarını yanlışlıkla alıyorlar. Avea’lı Aslı rolünde Melis Birkan oynuyordu. Issız Adam filminden tanımıştım ben onu. Neden hep “tesadüflerin şaşkın kadını” rolünü Melis Birkan oynuyor? |
| Tem 12 |
Archive for Temmuz, 2009Aferin oğlum VettelDünkü sıralama turlarında gençliğinin verdiği heyecanla 4. oldu. Aslında birinci olabilirdi. Taa ki son anda Weber, Barrichello ve Button salise farklarıyla Vettel’in önüne geçtiler. Son bir tur atma şansı vardı ama heyecandan küçük bir hata yaptı ve böylece dördüncü başlamakla yetindi. Bugün Redbull’un şanslı günüydü. Başlangıçta her ne kadar şanssızlık yaşasalar da bu böyle. İlk çıkışta Weber ikinciliğe, Vettel de altıncılığa kadar geriledi. Benim moral tabii sıfırlandı. Brawn takımının şansslızlığı, RedBull’un şansı oldu. Son 20 tura gelince, Brawn’ların lastikler iyice aşındı. Hobaa dedim, bunlar kesin pite girip lastikleri değiştirirler yoksa yarış dışı kalacaklar. Aynen de öyle oldu ve sırayla ikisi de pite girmek zorunda kaldı. Vee Vettel ikinciliğe kadar yükseldi. İlk ikide RedBull takımı vardı. Üçüncü sırayı da günün sürpriz ismi Massa aldı. |
| Tem 12 |
Archive for Temmuz, 2009TürkovizyonBiz Türkler olarak yaşamın çoğu anında amatörce işler yaparız. Ya kopya ya da araklama işler yapmak bizim için biçilmiş kaftandır. Dün gece boks maçı izlerken bir kez daha hayıflandım ki sormayın. Organize etmek denen eylem bizim yapımıza uygun değil. Hayır, Tarih dersinde bize anlatılan o yüce savaş başarıları nasıl oluyor? Atalarımız iyi organize oluyor muymuş? Oluyorsa biz napıyoruz? Boks maçı yapılan ringler öylesine dandik ki yere bildiğimiz pazarda gölge yapmak için kullanılan brandalar serilmiş. Boksörler sürekli olarak kayıp, düşüyor. Hakem desen dandik, birisi faullü vuruş yapsa önemsemiyor. Taraftar desen desteklemekten bihaber. Desteklerken “huğaa, vuuğaaa” gibisine garip sesler çıkararak bizi farklı yerlere götürüyor. Yarışma programlarına gelirsek ful -ingilazce kelime oldu- araklama. Gavurlar bin kere düşünüp taşınıp hazırlıyorlar sonra sen kalk aynısını arakla getir. Biri bizi gözetliyor, popstar, var mısın yok musun, kim 500 bin ister vs vs.. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim. Bizimkiler yarışmaları Türkiye’ye getirirken ödül miktarını düşürerek getiriyor hainler. Örneğin orijinali “Kim 1 Milyon İster” olan yarışma bizim ülkede “Kim 500 bin ister” Dizilere bakıyoruz, “doktorlar” dizisini çoğu kişi bilir. Ne gerek vardı yurtdışından ithal etmeye |


