Evet günlerdir bunalım takılıyorum. Kendimi işe yaramaz biri olarak görmekten de yorulmuştum. Zaten insan vereceği radikal kararları ancak köşeye sıkışmış bir ruh halinde verirmiş. Benimki de öyle oldu. Önceki yazılarımdan birinde: “İTÜ’ye yüksek lisans için gitmekten vazgeçtim” demiştim. Kararımı değiştirdim. Gidicem! Orası benim hayalimdi ve gitmezsem hayatımda büyük ve önemli bir parça eksik kalacaktı. Varsın askerliği iki sene sonra yapayım. Ulan dün gittim askerlik şubesine Ağustos’ta yoklamaya gel dediler. Eğer dün benim başvurumu kabul etselerdi, şu an başka bir konuda ahkam kesiyor olacaktım.
Kararımı değiştiren önemli bir etken askerliğe en erken Aralık’ta gidecek olmaktı. Aralığa kadarsa Bolu gibi inşaat sektörü gelişmemiş bir şehirde; işsiz, arkadaşsız, amaçsız ve işe yaramaz biri olduğumu hissederek hüzünle geçirecektim. Askerlik de muhetemelen kısa dönem çıkacaktı. Malum dişlerimde yamukluk var ve askeriyenin o saçma gördüğüm sağlık koşulları sebebiyle görevimi asteğmen olarak yapamayacaktım. Neymiş, diş yapısı MUNTAZAM olacakmış! Neyse bişey demiyorum. Başbakan oğlu değiliz ki yurdışlarında yaşayıp, yirmi bir gün askerlik yapalım… Emir almaktan, diğer insanlara göre fazla nefret eden biri olaraktan er olarak sittiribottan adamlardan emir almak da beni aşırı derecede hırpalayacaktı. Daha sonra askerlik dönüşü iş arayıp, bulamazken ayrıyetten bir bunalım daha geçirecektim ki artık bunalıma girmek istemiyorum.
6 Temmuzdaki kayıtları kaçırdım ama; kayıtları kaçıranlar için İTÜ bi güzellik yapıp 7 Eylül’de tekrar kayıt alacakmış. Çok güzel…
Seni Seviyorum İTÜ, hiç bir kızı sevmediğim kadar.

