Hasta la viktorya siyempre

Hep görürüm bunun orijinal yazılmış halini. Bizim Barış, ara sıra msn iletisine yazar.

-Abi bu ne demek?

- …………. (Barış söyler, anlatır ben gene unuturum) (Güya hafızam iyidir diye gezinirim)

-hımm demek buymuş.

İşin kötüsü her defasında gene gene soruyorum. Sorunlu muyum olum ben! Cümlesini bildiğim ve anlamını bilmediğim yegane yabancı dil trişkosudur bu.

Neyse, bi daha sormaya yüzüm tutmadığı için google’da aradım falan filan.

Sabah, kosgeb şeysi için evden çıktım hava süper, öğlen de yemek arasında takılıyoruz derken seminerden çıkıp eve geldim deli gibi yağmur… Derse de gidesim yoktu neyse cıktım artık. Bi fırtına bi fırtına. Şemsiyeyle çıktığım gibi olacakları tahmin etmiştim. Şemsiye önce tersine döndü sonra da parçalandı. Hayır bu ikinci oluşu. Geçen yıl da aynı tip ucuz bi şemsiye bu şekilde elimde patlamıştı. Demek ki neymiş? az paraya dandik mal alacağına çok paraya değil, en iyisi hiç alma :)

Bugün Work and Travel olaylarının tanıtım broşürünü verdiler okulda. Normalde reklam uzatan tipler dünyada aslında yokmuş gibi görmez ve duymazdan gelirim. Lakin İngilizce’ye karşı bi sempatim olduğundan aldım, inceledim, konuştuk. Neden olmasın dedim kendi kendime.

Şu Çarşambaları sevmiyorum, iki gündür yoğun olmamın üzerine bir de yarınki okul yoğunluğu eklenecek. Napıcaz? Vat dı fak is goying on der?

08.03.2009

Saat tam 00.00 birazdan yatıcam. Traş oldum biraz önce. Tam olamadım aslında. Tam traşın sonuna gelirken makinenin şarjı bitti. Hemen fişi aldım prize taktım, beklemeye başladım. Biraz şarj edip traşı tamamlamayı denedim. En son ne zaman şarj etmiştim bilmiyorum. Sakallarım bir haftada çıktığı için haftada bir traş oluyorum. dolayısıyla, şarj etme olaylarıyla pek ilgilenmiyorum.

Neyse sabah kalkınca biraz düzelteceğim yerler var. Sabaha iyice bir şarj olur. Sabah deyince, saat 7′de kalkmam gerektiği aklıma geldi. Ulan acayip zor geliyor 7′de kalkmak. 9′da girişimcilik semineri var. Normalde saat 3-4 gibi bitecek ama ben saat 11 oldu mu vınlarım. Malum 12′de yapı statiği dersi var. O 2.30′da bitecek. Ondan sonra saat 5′e kadar boşum. Kantinde takılırım artık. 5′te de su kaynakları dersi var. Seviyorum o dersi lan, hiç yormuyor beni. Yoksa ileride baraj inşaa edicek değilim. Sadece hocası boş konuşup kafamı şişirmiyor. Gerçi bu hafta uygulama yapacağımız için asistan girecek derse. Hoş, o da çabucak bitiriyo dersi. O da pek yormuyor işin özü.

Canım yatmak da istemiyor anasını satıym. Sabahın köründe kalkmak nası zor geliyor anlatamam. Ulan kadın yarın inşallah zamanında gelirsin derse. Geçen hafta ders salonunun yeri değişmişti bulamamış on beş dakika geç geldi. Beklemeye tahammül edemiyorum. Geçen hafta dersin yarısı sıkıcı geldi. İlk bölümlerinde herkes iş fikrini açıkladığı için milletin fikirlerini merak ediyordum. Herkesinkini dinledim. Çoğu çok berbat fikirlerdi. Lavuk bi çocuk çeko bölümünde okuyormuş ama iş fikri; sabahları oturduğu sitenin çıkışında millete ekmek arası sandiviç gibi kahvaltılık bişeyler satmakmış. Ulan salak madem böyle bi düşüncen var ne diye üniversite okuyosun! Oradaki iş fikirlerinden sadece birini beğendim. O da üretim yapıcak bi elemanın fikriydi. Adam fizik üzerine y. lisans yapıyomuş ve sanayidekiler için kesici bir alet üretip, satmak istiyormuş. Üretim yapmak istediği için helal olsun dedim içimden.

Bi tane pasaklı bi kız var. Onun hayali bile yoktu. Annesinin planı için gelmiş. Hoca da buna lafları bi koydu bi koydu. Dedi ki: “o zaman sen git annen gelsin, senin iş fikrin yok burda ne arıyosun” falan filan söylendi. Kız da çok salak. Ulan bari annemin hayali deme. Kendi hayalin olduğunu söylesen o durumlara düşmeyecektin. Bi de bazı tip kızlar var. Kendilerine “deli kız”, “prenses” “cici kız” gibi yakıştırmalar yapıyorlar. Böyle tiplere gıcık oluyorum.

Neyse, daha yazıcak çok şey var ama biraz daha nette takılır yatarım artık. Yarın sabah için üç tane alarm kurdum. İyi geceler günlük ;)

Bolu-Gölcük

Madem ki Bolu‘luyum, bari Bolu hakkında ufak tanıtımlar yapıym. Böyle bir kategori açtım bakalım. Zaman zaman Bolu ile ilgili yazılar yazacağım.

Resimdeki yer, Bolu’nun en beğenilen piknik yerlerinden biridir. Bir de Kocaeli’nin Gölcük ilçesi vardır ki bu Gölcüğü orasıyla karıştırmayalım.

Biz yazları arkadaşlarla sık sık gideriz oraya. Yem yeşil bir alan ve güzel bir göl. Bolu’ya gidenlerin mutlaka uğraması gereken bir yer olduğunu düşünüyorum.

Resimde gördüğünüz yer, sosyal bir tesis. Genelde oraya bakanlar ve devlet büyükleri konaklamak için gelir. Yani öyle biri değilseniz giremezsiniz. Ama yemek yiyebileceğiniz bir kaç restoran var. Bence restoranı boşverip, piknik malzemelerinizi alarak, boş bir masa kapıp tadını çıkartın.

Not: Son resim kesinlikle photoshop çalışması değildir. O anki görüntü hakikaten öyleydi. Bir de resimlere tıklayınca büyür.

Bir hafta sonu

Bazen ders çalışmaktan beynimin sulanıp sulanmadığını düşünüp duruyorum. Bugün sabahtan akşam 8e kadar çalıştım. Sonra boş durmaya alışkın olmadığımdan her zamanki gibi internete abandım.

Benim siteyle, boks arena’ya biraz backlink kazandırmak için blogları gezdim. Pagarank’ı yüksek olan yabancı sitelere sallama yorumlarda bulundum. Yazdıklarım genelde “Hello, ….(adamın ismi) you make nice works, i like it. i really appreciate it” yazıyorum. Site adı yazan yere de bazen benim sitenin linkini bazen de boks arena’nın linkini yazıyorum. Ne biliym yapıcak iş bulamadığım zamanlarda bunları uğraşırım. Amacım daha fazla okunmak değil, sadece sitemin backlinkini yükseltmek.

Sonra google’dan saçma sapan aramalar yaptım. Canım sıkıldığında yaparım böyle şeyler. Derken bir arama yaparken orta okul arkadaşımın bloguna rastladım. Nasıl tanıdım, unutmadım ben de anlamadım. Gerçi benim hafıza iyidir hiç bişeyi unutmam. Hoş, bazen unutmak istediğim şeyler olur. Bu yüzden hatırlamak bir lütuf mudur yoksa bir lanet midir kararsızım bu konuda.

Biraz depresif bi haftasonu aslında. Bugün hava berbattı, bakkaldan ekmek almak için bile gitmeye üşendim. Hava öğleden sonra saat iki gibi kapandı ve ders çalışırken ışık yakmak zorunda kaldım. Yarın da kapalı bir hava bekliyorum. Hava durumu sunan adamlar garibime gider. Hele NTV’de bi adam var ki jest ve mimikleri çok acayip.

Öyle işte günlük, yarın da ders çalışma programım akşama kadar dolu ve yarın da malesef asosyal bi şekilde evde kalacağım. Gerçi tadını çıkarmam lazım hafta içi fena halde yoğun olacağım, hatta diğer hafta sonu da. Girişimcilik seminerleri haftada 4 güne kadar çıkacak. O da çok yoğun olmaya başladı. Pazartesi zaten dersimle çakışıyor. Yapı statiğini asamam, haliyle semineri asacağım. Aslında buna optimum bi çözüm buldum. Ders saatime kadar 2 saat seminere katılıp, sonra da direk derse gitmeyi planlıyorum. Ehh mezun olmam daha önemli sonuçta. Bu arada yan tarafın en altına geri sayım şeysi koydum. Mezun olmama kaç gün kaldığını gösteriyor. Bari ders çalışırken ona bakarak avunurum…