İnsanoğluna uçma yeteneği verilmemiş ama bahşedilen en önemli şey zeka. Hayatında hiç uçağa binmemiş biri olarak ben, tahmin ediyorum ki uçmak büyük zevktir. Özellikle iki kişilik gezi uçaklarının -aslında adı gezi uçağı değil, aklıma gelmedi- eğlence adına büyük mutluluk olduğunu düşünüyorum.
Pazartesi akşamı evde, ev arkadaşımla “flyboys” filmini izlerken aklıma zeplinle ilgili yazma fikri geldi. Filmde olaylar, birinci dünya savaşı sırasında gelişiyor ve gerçek bir hikaye. Almanlar Fransa’yı zeplinlerle bombalıyor.
Ben zeplinlerin boyunun o kadar uzun olduğunu sanmıyordum fakat yaptığım araştırmalarda 100 m civarı uzunluğa sahip olduklarını öğrendim. Hidrojen ve Helyum gazı ayrıca beraberinde çalışan motor sayesinde havalanıyor ve hangi yöne gideceğinin tayinini gemilerde olduğu gibi dümen sağlıyor.
Küçüklüğümüzü hatırlayacak olursak, çizgi filmlerde hep uçan gemiler olurdu. Ve millet onunla uçarken ağzımız sulanmış şekilde bakakalırdık. Stardust (Yıldız Tozu) filmini hatırlayacak olursanız orada bir sahne vardı. Kahraman çocuk ve yıldız kızı, bir grup korsan uçan gemilerine alıyorlardı.
Tv reklamlarında görmüşsünüzdür “Good Year” reklamlarında arka planda zeplini de gösteriyorlar. Zaten zeplinler günümüzde ancak reklam amacıyla kullanılıyor. Bakım masraflarının çokluğu nedeniyle tercih edilmiyormuş. Bir de diğer hava araçlarına göre daha yavaş.
Öğrendiğim kadarıyla Türkiye’ye bir Türk’e ait zeplin 1999 yılında ancak girmiş. Koç ailesinin siparişiyle yurtdışında yaptırılmış. Oysa bir zeplin yapmanın zor olduğunu sanmıyorum. İçten yanmalı motorlardan pek anlamam ama yapısal tasarımını biraz hesap kitapla yapmak mümkün. Motor kısmını da makine mühendisi veya uçak mühendisi arkadaşlarımız hazırladı mı zeplinimiz tamamdır
Ben ve benim gibi nostalji seven insanlar için zeplinle uçmak ayrı bir keyif olurdu. Çok büyük bir hayal değil sanırım. Zeplinle uçmak mümkün. Kim bilir belki bir gün helikopterlerden çok zeplinler kullanılmaya başlar…






