Hamdolsun elektriğe % 35 zam

Yazıya, başlıktan tariz yani taşlama sanatı yaparak başladım. Edebiyattan anlayanlar bilirler, karşıdakinin pek benimsenmeyen bir hareketine karşılık yapılan bir iğnelemedir bu. Başbakan geçtiğimiz günlerde global krizle ilgili bir açıklama yapmış; konuşmasında da “Hamdolsun kriz bizi teğet geçecek” demişti. Bu cümlenin üzerine ortalıkta “hamdolsun” ile başyan cümleler gezinmeye başlamıştı.

Elektriğe zam yapılalı bir kaç ay oldu. Birden % 35 zam yapıldı ve gene yakın diye tabir edilebilecek bir zaman sonra onun üzerine de % 10 zam yapıldı. % 35′i unuttuk sandılar. Ama Ömür unutur mu? Unutmaz. Başbakan % 35lik zammın açıklamasını yapıyor: “Biz bu zammı kaç aydır bekletiyoruz biliyor musunuz?” Biliyoruz biliyoruz merak etmeyin diyeyim ben buradan. Şimdi asıl sorun elektrik neden zamlanır?

Benzin ve mazot neden zamlanır bunu biliyoruz. Petrolde yabancı ülkelere bağlı olmamız, dolayısıyla yakıtın dolara endeksli olarak değişmesinden kaynaklanan bir şeydir bu. Peki elektrikte olay nasıldır? Elektrik yenilenebilir (rüzgar,güneş,su) ve yenilenemeyen (kömür,doğal gaz) kaynaklar olmak üzere iki çeşitte üretilebilir. Ülkemiz jeopolitik konumu sebebiyle yenilenebilir kaynaklarla elektrik üretimine çok müsaittir. Örneğin elektrik ihtiyacımızın çoğunu barajlardan elde ediyoruz. Buna ek olarak trakyadan rüzgar enerjisiyle de üretim yapabiliriz. Bir ara bu konu gündemdeydi ama sonra ne oldu ben de bilmiyorum açıkçası.

Bir de şu konu var; kullandığımız elektriğin bir kısmını Bulgaristandan alıyoruz. Buna bir şey demiyorum. Çünkü böyle şeyler ülkelerin siyasal stratejisidir. Örneğin biz onlardan biraz elektrik alırız, onlar da bizden demir-çelik alırlar.

Benim aklıma takılan konu, kendi elektriğimizi fazlasıyla karşılayacak kadar üretim yapabileceğimiz halde neden kullandığımız elektrik bu kadar pahalı?

Milano’nun yeri

Adım adım Milano’yu tanımaya devam edelim. Milano, İsviçre ve Fransa sınırına yakınlığıyla da turistleri cezbediyor. Duyduğuma göre Milano’ya uğrayıp dört-beş gün kalan birisi buradan İsviçre’ye, oradan da Fransa’ya geçiyormuş. Bugün arkadaşımla konuşurken yazın beraber gitme planı yaptık. Okuyanlar bilirler ki yazın Milano’ya gitmeyi kafama koydum. Arkadaşımda avrupa birliği vatandaşlığı var, ona vize sorunu olmuyor. Ben de bigayret vize alabilirsem beraber gitme planımız var. 2009′a girince başvurumu yapıcam, hayırlısı bakalım ne sonuç çıkacak… Planlarımız tutarsa Haziran sonu veya Temmuz başı gibi gideceğiz inşallah.

Yolsuzlukların baş düşmanı: Kemal Kılıçdaroğlu

Siyasetten fazla anlamam ama son zamanlarda en beğendiğim siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu. O ki yolsuzlukların baş düşmanı, adaletin savunucusu. Rakip partiden iki ismi istifa ettirmiş bir insan.

Bir süredir bu yazıyı yazmak istiyordum. Vakitsizlikten ancak bugüne nasip oldu. Tv’lerde sürekli “Kılıçdaroğlu kılıcını nereye sallasa kazanıryor” şeklinde haberler çıkıyor.

Kendisini elimden geldiğince basında takip etmeye çalışıyorum. En son Mehmet Fırat’la medya önünde söz düellosu yapmışlardı. Mehmet Fırat’ın ortak olduğu şirketlerin yolsuzluk yaptığını belgeleriyle ortaya çıkardı. Mehmet Fıratsa düelloda tabiri caizse battı diyebilirim. Buna rağmen medya Mehmet Fıratın bu durumundan pek bahsetmedi farkettiyseniz. Durumu berabere gösteren haber bültenlerine fena halde kızdım. Geçtiğimiz günlerde Mehmet Fırat partisindeki görevlerinden istifa etti. Bu arada ülkemiz adına sevindiğim şeyse; İki rakip partinin vekillerinin çağdaş bir şekilde medya önünde kozlarını paylaşmasıydı.

Gelelim, Mehmet Fırat’tan öncesine. Kılıçdaroğlu, Şaban Dişli’nin 1 milyon ytl karşılığında iş takipçiliği yaptığını belgelerle ortaya çıkarmıştı. Bu olaylardan sonra Şaban Dişli, Kılıçdaroğlunu ancak Allah’a havale etmişti! Gördüğünüz gibi traji komik bir olay. İktidar partisinin yöneticisinden çıkan sözler, bir vekile yakışmıyordu. Kendisini ancak bu şekilde savunan bir insan nasıl olur da bu kadar yukarılara gelmiş. Bu olaydan sonra da sağlık sorunlarını belirterek partideki görevlerinden istifa etmişti.

Evet, aldığım duyumlara göre Kılıçdaroğlu’nun gündeminde gene yolsuzluk yapan insanlar varmış. Buna sevindim. Ülkemizdeki hortumları biraz olsun kesecek bir kahramanımız var. Kendisini buradan tebrik ederek, bir vatandaş olarak arkasında olduğumu belirteyim.

Dibine not: Son seçimlerde oy verecek bir parti bulamadığım için oy kullanmamıştım. Önümüzdeki seçimlerde kullanır mıyım bilemiyorum. Oy kulanmamak suçtur diyenler, yolsuzluk yapmak suç değil midir?