Günlük bu aralar fazla nete giremediğim için yazamıyorum. Neler mi yapıyorum bol bol kitap okuyorum ve acıkıyorum. Dün İstanbul’a gittim günübirlik bazı işlerim vardı. Bolu’ya dönmeden biraz dolaşayım dedim. Feci ıslandım ama. Beşiktaş’ta yağmura bir yakalandım ki o en sevdiğim tşörtüm sırılsıklam ıslandı. Ne yapsam ne yapsam derken bu rockçı tiplerin kıyafet satan bi dükkan gördüm. -en yakın oydu- sonra ucuzundan uzun kollu kapşonlu bir şey ararken bi tane buldum 10 tl’ye ama üzerinde Şebnem Ferah resmi altında da kadının adı yazıyor. Simsiyah bir sweet. Ehh napalım üşümemek ve daha da ıslanmamak için aldık.
Sonra işlerimi hallettim Bolu’ya dönmeden biraz dolaşmaya karar verdim. Yorulmuştum bir yerde otururken eski sevgilim bir arkadaşıyla önümden geçti. Dünya küçük, görünce şaşırdım. O an zaten telefonla konuşuyordum. Umarım beni görmez dedim kendi kendime. Görseydi nasılsın vs diye konuşurduk ama ne bileyim görüşmek-konuşmak istemedim. Sonuçta sahte gülümsemeler, ekstra kibarca davranmaya çalışmalar. Bu filmi daha önce yaşamıştım. İnsan nedense kötü hissediyor. Aslında hissetmemesi gerekiyor, tuhaf.
Bugün arkadaşlarla görüşeceğiz. Birazdan Alper’in yanına geçeceğim. Akşama da Enginlerle bir görüşelim. Öğretmenlerin atamaları durdu şu Kpss kopya skandalları yüzünden. Hazır kimse bir yerlere gitmeden görüşelim dedik. Cehennem Melekleri filmi Bolu’da vizyona girsin diye bekliyoruz ve hala buraya gelmedi. Sanki medeniyetten uzak bir yerdeyiz gibi. Geçen gece sinemaya gittik. 400 kişilik salonda sadece 4 kişiydik. İnsanların sinemaya ilgisizliği beni şaşırtıyor. Neyse ben çıkıyorum.

