Geçtiğimiz hafta sonu İzmir’e gitmiştim. Nihayet İzmir’i görmek nasip oldu. Öyle ahım şahım bir yer değilmiş. Hele ki İstanbul’un yerini hiç tutamaz. Gerçi bu eleştiriyi yapacak kadar gezdim sayılmaz. Konak, Alsancak ve Karşıyaka…
Kordon boyundaki dalga desenleri yola renk katmış, yol boyunca seyyar fotoğrafçıları görmek ilgimi çekti. 1tl’ye fotoğraf çekip çıktı alıyorlar. Yazıcıları aküye bağlamışlar. Ben de birkaç tane çektirdim.
Gitmeden önce gezilecek yerler listesi yaptığımdan gezmek kolay oldu. Sekizgen biçimindeki küçük camii, kemeraltı, saat kulesi, borsa binası ve konak pier gibi yerleri gezdim. Dikkatimi çeken bir husus, Konak’taki erkek nüfusun çokluğuydu. Özellikle 9 Eylül meydanına bağlanan caddelerde tuhaf insanlar var. Esnafı da oldukça kaba buldum.
Bolu’da sanat galerisi gezme şansımız az. Hazır İzmir’e gitmişken İş Bankasının sanat galerisini de gezdim. Resimleri etkileyici bulmadım. Bir tanesine 5-6 bin tl fiyat istemeleri de şaşırttı, çünkü benim gibi sıradan insanların bakıp da bir şey anlamaması resimleri anlamsız bulmaya neden oluyor. Nerede Salvador Dali gibi ressamlar
Alsancak’tan vapurla Karşıyaka’ya geçtim. Vapurla seyahat etmesini seviyorum. Ama İstanbul’un yerini asla tutamaz…
Karşıyaka’yı beğendim ama o ünlü caddesinin girişindeki kadın heykellerinin neyi simgelediğini bilmiyorum. Birazdan araştıracağım. Bir de orada ne kadar çok dönerci ve köfteci var. Sulu yemek arayan nasıl bulacak?

Yılbaşını kutlamak için önce Bahadılara , Çerkezköy’e gittim. Orada bir gün kaldıktan sonra İstanbul’a geçip, Beyoğlu’nda yeni yıl partisine katıldık. Mekan çok hoşuma gitmese de fena değildi. Çakra Club diye bir yer.
Şimdi Bolu’da işyerindeyim. Bu eğlence beni bir hafta sallar. Artık yeni şeyler söylemek lazım.