Milano’nun yeri


Adım adım Milano’yu tanımaya devam edelim. Milano, İsviçre ve Fransa sınırına yakınlığıyla da turistleri cezbediyor. Duyduğuma göre Milano’ya uğrayıp dört-beş gün kalan birisi buradan İsviçre’ye, oradan da Fransa’ya geçiyormuş. Bugün arkadaşımla konuşurken yazın beraber gitme planı yaptık. Okuyanlar bilirler ki yazın Milano’ya gitmeyi kafama koydum. Arkadaşımda avrupa birliği vatandaşlığı var, ona vize sorunu olmuyor. Ben de bigayret vize alabilirsem beraber gitme planımız var. 2009′a girince başvurumu yapıcam, hayırlısı bakalım ne sonuç çıkacak… Planlarımız tutarsa Haziran sonu veya Temmuz başı gibi gideceğiz inşallah.


My birthday is the 17th of November


The last night, i had a simply celebration. I’ll explain the day, maybe another time :)


Yolsuzlukların baş düşmanı: Kemal Kılıçdaroğlu


Siyasetten fazla anlamam ama son zamanlarda en beğendiğim siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu. O ki yolsuzlukların baş düşmanı, adaletin savunucusu. Rakip partiden iki ismi istifa ettirmiş bir insan.

Bir süredir bu yazıyı yazmak istiyordum. Vakitsizlikten ancak bugüne nasip oldu. Tv’lerde sürekli “Kılıçdaroğlu kılıcını nereye sallasa kazanıryor” şeklinde haberler çıkıyor.

Kendisini elimden geldiğince basında takip etmeye çalışıyorum. En son Mehmet Fırat’la medya önünde söz düellosu yapmışlardı. Mehmet Fırat’ın ortak olduğu şirketlerin yolsuzluk yaptığını belgeleriyle ortaya çıkardı. Mehmet Fıratsa düelloda tabiri caizse battı diyebilirim. Buna rağmen medya Mehmet Fıratın bu durumundan pek bahsetmedi farkettiyseniz. Durumu berabere gösteren haber bültenlerine fena halde kızdım. Geçtiğimiz günlerde Mehmet Fırat partisindeki görevlerinden istifa etti. Bu arada ülkemiz adına sevindiğim şeyse; İki rakip partinin vekillerinin çağdaş bir şekilde medya önünde kozlarını paylaşmasıydı.

Gelelim, Mehmet Fırat’tan öncesine. Kılıçdaroğlu, Şaban Dişli’nin 1 milyon ytl karşılığında iş takipçiliği yaptığını belgelerle ortaya çıkarmıştı. Bu olaylardan sonra Şaban Dişli, Kılıçdaroğlunu ancak Allah’a havale etmişti! Gördüğünüz gibi traji komik bir olay. İktidar partisinin yöneticisinden çıkan sözler, bir vekile yakışmıyordu. Kendisini ancak bu şekilde savunan bir insan nasıl olur da bu kadar yukarılara gelmiş. Bu olaydan sonra da sağlık sorunlarını belirterek partideki görevlerinden istifa etmişti.

Evet, aldığım duyumlara göre Kılıçdaroğlu’nun gündeminde gene yolsuzluk yapan insanlar varmış. Buna sevindim. Ülkemizdeki hortumları biraz olsun kesecek bir kahramanımız var. Kendisini buradan tebrik ederek, bir vatandaş olarak arkasında olduğumu belirteyim.

Dibine not: Son seçimlerde oy verecek bir parti bulamadığım için oy kullanmamıştım. Önümüzdeki seçimlerde kullanır mıyım bilemiyorum. Oy kulanmamak suçtur diyenler, yolsuzluk yapmak suç değil midir?


BEN GELDİM


sorgusuz hesapsızca,umusamaz dargınca,kalbimle bedenimle,sana olan sevgimle ben geldim,hayalinle,duyulmaz sesinle,bilinmeyen evine ben geldim


OF BE MELEĞİM OFFF…


bir bilsen canım ne kadar acıyor…bana can veren can yok  artık.bir gün gelip inşallah seni kollarıma alırsam o can seni cennetten görecek ancak .O gitti melegim,bana verdigi  sözü tutamadan gitti.kapalı kapılar ardında sessiz sedasız çekip gitti.hep ümit ettigim hep iyi haberini bekledigim bana can veren BABACIGIM 5agustosta gitti.Bu acı anlatılmıyor melegim.Umulmadık şeyler geliyor işte insanoglunun başına;kara haberi,boş odası,pidesiyle ayranı geliyor kendi yerine.hayali hep gözümün önünde sözleri,bakışı…of be melegim kaderimde babamın boş yatagına yatmak,eşyalarını bir başkasına verilmek üzere dürmek,topragını okşayıp,o topragın altında yatarken onunla dertleşmek,mezar taşı dikilirken başında bulunmakta varmış.yogun bakıma gırdıgı ılk gun bana ’senın dugununu gormeden ölmem’diye söz vermişti.ama olmadı melegim(burada kesiyorum gerisini yazmak bile acı veriyor,yazıyı okuyan tüm arkadaşlar sevdiklerinizin kıymetini bilin)


günlüğümden bir bölüm


 ewet arkadaşlar sizinle günlümden bir bölümü paylaşacağım’ömür’ümü kıskandım ne’


Ben geldim hem de hoş geldim


Oooo günlük nasılsın  ya, hiç görüşemiyoruz. En son 11 Kasımda yazmışım sana. O da Yapı Statiği sınavına girmeden önceydi. Ben yokken Kübrapatra ve Rujsuz isimli yazarlarımız bişeyler yazmış sağolsunlar.

O kadar çok şey var ki yazılacak nerden başlasam… En iyisi sondan başlıyım anlatmaya. Malum bugün 16 Kasım, ALES vardı. Sabah kalktım 7de, hazırlanıp çıktım. Bi de baktım bizim burdan Umuttepe’ye otobüs kalkmıyomuş Pazar günleri. Birilerine sordum nasıl gidebilirim diye vs vs. Biraz yürüdüm bilmediğim ıssız yollarda. Otostop çekicem ama sabahın 8′inde araba yok piyasada. Neyse biraz yürüdüm otobüs buldum, gittim Umuttepe’ye. Derken sınav salonumu falan buldum işte.

Eşyaları koydum koridorda takıldım biraz. Bizim Vinsandan Makine Müh. okuyan bi arkadaşla tanıştık. Lafladık bayağı bi. Sonra bi baktık saat 9.20 olmuş. Hobaaa dedim. Ya cevap anahtarına kodlanacak bişeyler varsa :mrgreen: Hakikaten varmış. Hemen gittik sınıflara, doldurdum çabucak. O arkadaş da doldurmuştur inşallah :)

Sınava Sayısal-2′den başladım. Soruları zor bekliyodum ama bi tane zor soru çıkmadı sayısaldan. 3 tane boş bıraktım Sayısal-1 ve Sayısal-2′nin toplamından. Onları da vakit kaybetmemek için es geçtim. Deneme yanılma soruları olur ya. O 3 soru da öyleydi. Hiç uğraşamam dedim :) Yani aslında uğraşırdım ama onunla kaybedeceğim zamanda Türkçe’den 2-3 soru fazla çözerim dedim. Vakit kalsaydı onları da yapıcaktım ama neyse artık.

Asıl bombaya yaklaşıyoruz. Türkçede oku oku bimtmiyo paragraflar. Lööhh dedim. Paragrafın birinde İbn-i Abidin mi bi adamdan bahsediyolar. İbn-i ile başlayınca aklıma İbn-i Sina geldi noluyoz dedim. :) Böyle cins cins sorular vardı Türkçeden. Vakit yetişmedi işte Türkçeden ancak 50 küsür soru yapabildim. En azından 70 tane yapabilseydim daha rahat olacaktı. Neyse kalan 15 soru kalsın işte.

Asıl bomba şu: Son 15 dakikayı cevapları cevap anahtarına geçirmek için ayırmıştım. Sayısalı geçirdim. Tam Türkçe’yi geçirirken “3 dakkanız var arkadaşlar” dedi lavuk. Obaaaa……. Yusuf yusuf olmaya başladım. Benim de huyumdur özenerek geçiririm cevap anahtarına taşmasın diye. Nası telaş yaptım ama :mrgreen: Ya işaretleyemezsem ziyan olcak o kadar cevap falan diyorum kendi kendime. Neyse ki ucu ucuna yetiştirdim hatta onun üzerine bi tane soru çözdüm :)

Eveeet, gelelim vize haftasına. İnanılmaz yoğun bi haftaydı. Bütün sınavları 4-5 güne sığdırmışlar. Ama sınavlarım iyi geçti. Bi tanesi tam olarak istediğim gibi geçmedi. Diğerleri iyiydi. Bu arada Yapı Statiği de iyiydi sanırım. Ama o gün resim koymuştum ya akşam öyle sırıtamadım. 6 tane cevap kağıdı verdim sınavda. 110 dakika sürdü ama zor yetiştirdim. Herkes löööh dedi. Hakikaten abartmışım ne öyle 6 kağıt vermeler :D

Dün de Çelik Yapılar sınavı vardı. Beklediğimden kolay geçti. İşlem hatası yapmadıysam iyi bi not alırım.

Off amma da yazmışım. Daha yazacak çok şey var ama ne biliym. Aklıma gelirse bakarız.

Bu arada; e-Posta falan gelmiş. Sitedeki her yazıyı ben yazmıyorum. Kübra ve Işık da ara sıra yazıyor.

Bir yazının sana ait olup olmadığını nasıl anlarız diyorsanız,

Her başlığın altında yazıyı yazanın ismi oluyor. Örneğin bu yazıda by omur şeklinde başlığın altında görebilirsiniz.


ask kapıyı yenıden calarsa


ask kapıyı yenıden calarsa içeride bi yerlerden bir bilinmeyene dogru korku,sevinç,heycan,umut ,umutsuzluk…vardır .mazi ürkütür ,gelecek cezbeder.kalp tranpetleri çalarken,beyin ince hesaplar peşindedir.insanoglu degıl mıyız keşfetmeye meraklı… yeni bir insan yeni bir heycan…yıne yenı bır benlık,yeni kararlar,yeni adımlar,aynada gülümseyen bir yüz,geride karanlıklar içerisinde bir gölge… yaşanacak tek bir ömür…


HATA


EGER BİLEREK HATA YAPIYORSAN SAKIN ARKANA BAKMA CÜNKÜ TELAFİSİ YOKTUR


AGLAMAK MI?


ÜZÜLÜR AGLARLAR SEVİNİR AGLARLAR MUTLULUKTAN AGLARLAR SEVİNCTEN AGLARLAR ELEM VE KEDERDEN AGLARLAR ACI CEKER AGLARLAR GELENE AGLAR GİDENE AGLARLAR AGLAMAK YİNEDE GÜZELDİR AGLAMAYIP AGLATAN OLMAKTANSA AGLAMAYI TERCİH EDERİM




Warning: stristr() [function.stristr]: Empty delimiter. in /home/omurteki/public_html/wp-content/plugins/wassup/wassup.php on line 2093